Kara Bayram
Herhangi bir soyut ya da somut kayba, hüsrana ya da değişikliğe verdiğimiz (veremediğimiz) tepkiler dizisidir yas tepkisi. Bu tepkiyi doğuran; bir yaş daha alma, sevindirici bir terfi, bekârlıktan evliliğe geçiş, keyfi bir taşınma da olabilir; zorunlu bir göç, eski kendiliğe veda, bir boşanma, hastalık, ölüm de olabilir. Yastayızdır, yaslıyızdır, yasımız vardır. Yas tutulur, içinden geçilir, çözümlenir, işlenir, bırakılır, dönüp dönüp yeniden yaşanır. Kayıplarımız yaşamın bir nevi diyetidir. Daha anne rahminden çıkarken başlar yas süreci. Bebek, anne karnındaki konforlu ve tüm güçlü hayatına veda ederek, türlü eksiklikler, engeller ve güçlüklerle dolu yeni hayata doğmaktadır. “Hayata veda etti…” Ölen biri için öyle söylenmez mi? Öyleyse “Doğum hikâyemiz ölümle başlıyor,” diyebiliriz. Bebek, doğmak, nefes almak, emmek, sağ kalmak ve yaşamayı öğrenmek, bunları yardımla da olsa kendisi yapmak zorundadır. Yas tutmayı da öyle… Gelişim basamaklarını tırmandıkça bir önceki aşamanın yasını tutarız. Memeyi bırakmanın hüznü ile bağımsızlaşmanın hazzı, yürümeye başlamanın hazzı ile artık sürekli kucakta taşınamayacak olmanın hüznü bir aradadır. Kayıplar kazançları, kazançlar kayıpları getirir.







