<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuk | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<atom:link href="https://arzuerkan.net/tag/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Mar 2019 15:27:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2023/04/cropped-AYK_9687-3-32x32.jpg</url>
	<title>çocuk | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cinsel Yönelim Bir Hastalık Mıdır?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/cinsel-yonelim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Mar 2019 14:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=2039</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarda cinsel yönelim hastalık olarak mı görülüyor? Psikiyatrist Dr. Arzu Erkan Yüce çocukların cinsel yöneliminin alışılagelmişin dışında olduğu durumlarda ailelerin buna nasıl yaklaşabileceğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cinsel yönelimin tıbben bir hastalık olarak görülmediğini belirten Erkan Yüce, “Buna bir oluş, bir çeşitlilik olarak bakıyoruz” dedi. İnsan gelişiminin önemli bir parçasını kimlik gelişimi oluşturur. Kimlik gelişimi insanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Çocuklarda cinsel yönelim hastalık olarak mı görülüyor?</h1>
<p>Psikiyatrist Dr. Arzu Erkan Yüce çocukların cinsel yöneliminin alışılagelmişin dışında olduğu durumlarda ailelerin buna nasıl yaklaşabileceğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cinsel yönelimin tıbben bir hastalık olarak görülmediğini belirten Erkan Yüce, “Buna bir oluş, bir çeşitlilik olarak bakıyoruz” dedi.</p>
<p>İnsan gelişiminin önemli bir parçasını kimlik gelişimi oluşturur. Kimlik gelişimi insanın ‘Ben kimim?’ sorusuna verdiği cevap çerçevesinde şekillenir. Ancak cinsiyetimiz, cinsel kimliğimizin belirleyicisi değildir. Bazı durumlarda çocuklar kendi biyolojik cinsiyetiyle ya da toplumsal cinsiyet rolü beklentileriyle uyuşmayan bir cinsiyet kimliği geliştirebilirler. Bugüne kadar yapılan birçok araştırmanın ortaya koyduğu gerçek ise cinsel yönelimin bir bozukluk olmadığı, doğuştan gelen bir özellik olduğu yönündedir.</p>
<p>Çocukların cinsel yöneliminin alışılagelmişin dışında olduğu durumlarda ailelerin buna nasıl yaklaşabileceğine ilişkin açıklamada bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğr. Üy. Dr. Arzu Erkan Yüce, “Cinsel eğilim yerine cinsel yönelim tabirini tercih ediyoruz. Çünkü eğilim denildiğinde suça, yalana eğilim gibi kişisel tercihmiş ve sanki değiştirilebilirmiş gibi bir algı oluşuyor. O nedenle bunun altını çizmek istiyorum. Cinsel yönelim doğuştan getirdiğimiz göz rengi gibi, parmak izi gibi değiştiremeyeceğimiz, kendiliğinden şekillenen bir oluş biçimi. Sanıldığının aksine her zaman dışarıdan anlaşılması mümkün olan bir durum değil. Kişilerin cinsel yöneliminin farkına varmaları, bunu ifadeleri ve hayata geçirmeleri birbirinden farklı oluyor. Toplumsal baskılar nedeniyle cinsel yönelimi konusunda kimileri kendisine bile açılamayabiliyor. Kimi 10, kimisi ise 40 yaşındayken kendiliğinin farkına varabiliyor. Farkında olunan durum hayata biçimsel ya da yaşantısal olarak geçirilmeyebiliyor. Yani dış görünüşten ve bazı davranışlardan anlaşılması gerekmiyor” dedi.</p>
<h2>OYUNCAKLARDA CİNSİYET AYRIMCILIĞI YAPILMAMALI</h2>
<p>Oyuncaklarda cinsiyet ayrımcılığı konusuna da değinen Öğr. Üy. Dr. Arzu Erkan Yüce, “Çocuklar hem arabalarla, hem bebeklerle, kız erkek oyunu demeden tüm oyunlarını oynamalılar ki hayatın içinde de, ev işleri ve ebeveynlikte de eşit roller alabilsinler. Hiçbir davranış tek bir durumun göstergesi değildir. Paniğe kapılanlar oluyor. Mesela ‘benim oğlum bebekle oynuyor’ deyip çocuğu terapiste ‘acaba onda bir cinsel problem mi var?’ diyerek getiriyorlar. Cinsel problem dediğimiz durum kişinin kendisine ya da etrafına zarar veriyorsa problemdir. Oynanan oyuncağın kime ne zararı olabilir ki? Davranışları çocuğun cinsel yönelimi ile ilgiliyse, yasaklamak da teşvik etmek de çocuğun yönelimini etkilemeyecektir. Baskı altında çocuk yalnızca gizlemeyi öğrenir, yönelimi herhangi bir yönde değiştirmek için yapılan girişimlerin bireye ve yakınlarına zarar vermek dışında bir anlamı yok” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>AİLELERE TAVSİYELERDE BULUNDU</h2>
<p>“Çocuğun cinsel yönelimi ailenin ya da toplumun beklentisinden farklıysa bazı aileler bunu bir sorun olarak algılayabiliyorlar”diyerek sözlerine devam eden Öğr. Üy. Dr. Arzu Erkan Yüce şunları belirtti:</p>
<p>“Aslında cinselliği oluşturan, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve ifadesi durumlarına bir çeşitlilik olarak bakıyoruz. Buna bir hastalık olarak bakmıyoruz. Aileler çocuklarında cinsellikle ilgili alışılagelmişin dışında bir şey fark ettiklerinde açık bir şekilde iletişim kurmalılar. Bu konuda sorulara, iletişime, yardıma açık oldukları mesajını vermeliler. Aileler, ne şekilde cevap vereceklerini bilemediklerinde, bilmediklerini ifade edip bu konuda deneyimli uzmanlardan destek almaları çok önemli. Yargılayıcı, cezalandırıcı, suçlayıcı, yasaklayıcı yaklaşımlar çocukların zaten ne olduğunu çok anlamadıkları bir durumda yalnızlaşmalarına ve yanlış yola sapmalarına, kendilerine zarar vermelerine neden olabilir.”</p>
<h2>“CİNSEL YÖNELİM BİR HASTALIK DEĞİL”</h2>
<p>Öğr. Üy. Dr. Arzu Erkan Yüce şöyle devam etti:</p>
<p>“Hormonal ya da kromozonal bozukluktan kaynaklanan bozukluklar, cinsel yönelimden farklı durumlardır. Onlarda da cinsellikle ve davranışlarla ilgili farklılıklar görebiliyoruz. Fakat cinsel yönelim hormon bozukluğu değildir ve herhangi bir hormon takviye ya da baskılaması ile tedavi edilemez, değiştirilemez. Dolayısıyla da buna yönelik bir tedaviden bahsedemeyiz. Düzeltici, dönüştürücü terapi gibi yöntemler telaffuz ediliyor. Bunlar hem çocuğun hem ailenin ruhsal, bedensel ve ekonomik olarak zarara uğramasına neden olan yaklaşımlar. Sadece olumlayıcı terapi dediğimiz çocuğun kendi yolunu; ruhsal, bedensel, ailesel ve toplumsal bütünlüğü açısından sağlıklı bir şekilde çizmesini sağlayan destekleyici yaklaşımlarda bulunuyoruz.”</p>
<h2>“TOPLUMSAL BİLİNÇLENME GEREKLİ”</h2>
<p>Toplumsal baskının ve zorbalığın getirdiği sorunları anlatırken bu kişilerin aslında dezavantajlı bir duruma düştüklerini vurgulayan Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğr. Üy. Dr. Arzu Erkan Yüce, “Toplumsal yapı genelde heteroseksüel yönde. Yani erkekler kızlarla, kızlar erkeklerle birlikte olsun ve evlensinler yönünde. Bundan farklı bir yönelim, trans ya da interseks durumunda anormal, ayıp bir şeymiş gibi yaklaşılabiliyor, bireyler akran zorbalığına ve çevrenin baskısına maruz kalabiliyor. Bizler kişileri terapiye aldığımızda onun yönelimine ya da ifadesine, yaşam biçimlerine herhangi bir yönde müdahale etmiyoruz. Bir karar vermelerini, yönelimleri ile ilgili bir davranış sergilemelerini, seçimler yapmalarını sağlamıyoruz. Bizler tıbbi, ruhsal ve sosyal destek verme yönünde çabalıyoruz. Toplumsal baskıdan kaynaklanan depresyon, anksiyete, intihar, alkol, madde kullanımı, işsizlik; eğitim, barınma ve sağlık koşullarına ulaşamama gibi durumlar yaşayan bu bireylerin, bu rahatsızlıklarla ilgili tedavilerini sağlamayı, toplumun geneliyle eşit hak ve ihtiyaçlara kavuşmalarına yardımcı olmayı hedefliyoruz. Bu kişiler toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle dezavantajlı durumdalar. İstismara, travmaya, ötekileştirmeye, damgalanmaya, zorbalığa çok açık bir grup. O nedenle toplumun da bu açıdan bilinçlendirilmesi çok önemli” şeklinde açıklamada bulundu.</p>
<h3>Sinem ERYILMAZ / İSTANBUL, (DHA)</h3>
<a href='https://youtu.be/3EIhwk8VvLY' class='small-button smallblue' target="_blank">Haberin Videousu | Cinsel Yönelim Bir Hastalık Mıdır?</a>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Bayramı</title>
		<link>https://arzuerkan.net/cumhuriyet-bayrami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2018 15:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1859</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı Rahmetli anneannem 1923 doğumluydu. Adı Mesude, annemin amcasının adı da Mesut&#8217;tu. Niye mi? Cumhuriyet kuruldu diye çok &#8220;mes&#8217;ut&#8221; olmuşlar da adlarını öyle koymuşlar. Anneannem ilkokul mezunuydu. Türkiye Haritası&#8217;nı, gözü kapalı birebir çizerdi. Çok zeki bir kadındı. Hazin hikayesi nedeniyle ilkokuldan sonrasını okuyamamıştı. Çocuk yaşta evlendirilmişti. Bunların acısını ömrü boyunca hissetti, hissettirdi. Çocukları ve torunlarının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Bayramı</strong></p>
<p>Rahmetli anneannem 1923 doğumluydu. Adı Mesude, annemin amcasının adı da Mesut&#8217;tu. Niye mi? Cumhuriyet kuruldu diye çok &#8220;mes&#8217;ut&#8221; olmuşlar da adlarını öyle koymuşlar.</p>
<p>Anneannem ilkokul mezunuydu. Türkiye Haritası&#8217;nı, gözü kapalı birebir çizerdi. Çok zeki bir kadındı. Hazin hikayesi nedeniyle ilkokuldan sonrasını okuyamamıştı. Çocuk yaşta evlendirilmişti. Bunların acısını ömrü boyunca hissetti, hissettirdi. Çocukları ve torunlarının &#8220;okuması&#8221;, &#8220;iyi yerlere gelmesi&#8221;, &#8220;aydın olması&#8221;, ülkesi için yararlı olması onun için her şeyden önemliydi. Bu uğurda her şeyi yaptı.</p>
<p>Kendi dar görüşlü tarafları da dahil olmak üzere, bağnazlığa karşı verdiği çetin mücadele ve kızların yolunun açılması için verdiği emekleri ömrüm boyunca unutmayacağım.</p>
<p>Dini vecibelere çok önem verirdi. Çok küçük yaşta bana pek çok duayı ezberletmiş, 11 yaşımdayken otuz günde bana Kuran&#8217;ı hatmettirmiş, evde düzenlenen görkemli hatim duasında hediye olarak koluma altın bilezik takmıştı:)</p>
<p>Hem dindar hem de Cumhuriyetçi idi. Atatürk&#8217;ü ondan dinlemeliydiniz.</p>
<p>5 yaşımdayken bana, Cumhuriyet Bayramı&#8217;na özel, beyaz fistoları olan, kırmızı bir etek- yelek-şapka takım dikmişti. Çıldırmıştım bitmesini beklerken heyecandan, sabırsızlıktan, giydiğim günse sevinçten. Bir uğraşı günlere yaymayı, heyecanımı tırmandırmayı, o günü özel kılmayı iyi bilirdi. 35 yıl geçti bugün gibi hatırlarım. İplikçi Camii&#8217;nin karşısında, Güvendik Pastahanesi&#8217;nin önündeki kaldırımda izlediğim geçit törenindeki coşku ve heyecanıma sarılı bir şekilde durur hala kırmızı kostümüm. Kim üşenmeden henüz anaokuluna gitmeyen, bayramdan törenden bihaber evde oturan, 5 yaşındaki torununa bir bayramın coşkusunu aşılar, sırf kenardan izleyip alkışlayacak diye günlerce uğraşarak kostüm diker ki? Ve bunu niye yapar?</p>
<p>Ailemin tüm fertleri ve bizleri yetiştiren öğretmenlerime, bizlere Cumhuriyet&#8217;in önemini ve değerini kavrattıkları için şükran duyuyorum.</p>
<p>Cumhuriyeti kuran, bu uğurda emek veren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyorum. Onlara çok şey borçluyuz.</p>
<p>Binlerce şükür ki düşünen, çalışan, üreten, kendi ayakları üzerinde durabilen, hür bir kadınım. Mesude Anneanne, Mesut Dede çoktan öldüler. SEN ÇOK YAŞA CUMHURİYET!</p>
<p>Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce</p>
<p>2018/İzmir</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karne notu mu, bizlerin notu mu?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/karne-notu-mu-bizlerin-notu-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 17:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[kötü karne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1512</guid>

					<description><![CDATA[Karne notu mu, bizlerin notu mu? Hatice Sayılgan / Özel Haber Bu yazı Ocak 2017 tarihinde Egetelgraf Gazetesi&#8217;nde Özel Haber olarak yayımlanmıştır. ‘Çocuğun kötü karnesi ailenin de başarısızlığı’ ‘Karne notları aile ve okul işbirliğiyle orantılı’ Düşük notların yalnızca çocuğun başarısızlığı olmadığı, ailenin ve eğitim sisteminin yetersizliğinin de büyük payı olduğunu söyleyen Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Karne notu mu, bizlerin notu mu?</h1>
<p>Hatice Sayılgan / Özel Haber</p>
<p>Bu yazı Ocak 2017 tarihinde Egetelgraf Gazetesi&#8217;nde Özel Haber olarak yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>‘Çocuğun kötü karnesi ailenin de başarısızlığı’</strong></p>
<p><strong>‘Karne notları aile ve okul işbirliğiyle orantılı’</strong></p>
<p>Düşük notların yalnızca çocuğun başarısızlığı olmadığı, ailenin ve eğitim sisteminin yetersizliğinin de büyük payı olduğunu söyleyen Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce, ergenlik çağında çocuğu olan ailelere de çağrı yaptı.</p>
<p>Bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Kötü karneye karşı ailelerin tepkisinin ne şekilde olması gerektiğini anlatan Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce, “Ailelerin çocukların dersleriyle sadece karne günü ilgilenmesi doğru değil. Eğitim süreci en başından beri takip edilmeli. Aileler çocuğun öğretmeniyle, sınıf arkadaşlarıyla, velilerle ve rehberlik servisiyle sürekli iletişim halinde olmalı. Çünkü ebeveynler iletişimi koparmazsa yolunda gitmeyen bir durum olduğunda erkenden fark edilir ve anında müdahale edebilir” dedi.<br />
Karnedeki notların, salt çocuğun başarısı ya da başarısızlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlatan Dr. Arzu Erkan Yüce, “Orada verilen notlar ailenin, çocuğun, öğretmenin, hatta toplumun notu. Çocuğun karnesindeki kötü notların, başta kendi öğrenme hızı ve kapasitesine uygun eğitim verilmemesi olmak üzere pek çok nedeni olabilir. Okulda yaşanan sorunların, çocukta var olan tedavi gerektiren bir rahatsızlığın, ailedeki sorunların, ailenin yeterli desteği gösterememesi ve aksaklıklara zamanında müdahale etmemesinin bir sonucu olabilir. Bağırıp kızmak yerine oturup düşünmek ve neden çocuğum böyle bir not aldı diye araştırmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>‘Birlikte hareket edilmeli’</strong></h2>
<p>Hedefin, kendi kendine yeten bir çocuk yetiştirmek olması gerektiğinin altını çizen Dr. Arzu Erkan Yüce, akademik başarı kadar ruhsal bütünlüğün de önemli olduğunu söyledi. Erkan Yüce sözlerine şöyle devam etti;<br />
“Çocukların sadece derslerde yüksek not alması değil, ilkeli ve erdemli bireyler olması, doğru kararlar verebilmesi, geleceği planlayabilmesi ve sorumluluklarını bilincinde olması hedeflenmeli. Tüm bunların sağlanabilmesi için okul aile ve öğrenci mutlaka işbirliği içinde olmalı. Eğitim dönemi boyunca çocukla ve dersleriyle ilgilenildiğinde, çocuk kendisinin karne notuna göre “iyi” ya da “kötü” olarak değerlendirileceğini düşünmeyecek, yapılanın toplam bir performans değerlendirmesi olduğunu anlayacaktır. Çocuğu konuşarak karneye hazırlamak gerekir. “Senin başarıların birikecek, derslerine olan dikkatin okuldaki hal ve davranışlarının hepsi toplanıp seninle ilgili bir yorum yapılacak ama bu yorum hepimizi ilgilendirecek. Biz bu yorumlardan sonra eksikleri birlikte tamamlayacağız” denilmeli. Evet, çocuk ders çalışmalı ancak eve geldiğinde uygun çalışma ortamı yoksa, aile içinde kavgalar çatışmalar varsa, ders çalışacak materyalleri yoksa ya da aile ilgilenmiyorsa, çocuk sorumluluklarını yerine getiremeyebilir. Ona ne yapması gerektiğini söylemeniz yeterli değil, nasıl yapması gerektiği ile ilgili de model olmanız gerekiyor”.</p>
<h2><strong>‘Yalnızlık Hissetmemeli’</strong></h2>
<p>Ergenlik çağındaki çocukları olan ailelere de uyarılarda bulunan Dr. Arzu Erkan Yüce, “İlkokul çağından itibaren birlikte hareket etme sistemi oturtulamamışsa aileleri ergenlik döneminde daha büyük çatışmalar bekliyor. Ergenlik dönemindeki çocukların hormonları ve kişilik özelliklerinde değişkenlikler olduğu için daha kırılgan olurlar. Çocuk yalnız olduğunu hissetmemeli. “Nerede yanlış yaparsan yap bana gelebilirsin, anlatabilirsin, yanlışlarını beraber düzeltebiliriz” mesajı verilmeli. Ama bunu dilimizle söyleyip davranışlarımızla tam tersini yaparsak tutarsızlık olur. Ergenlik dönemindeki çocukların arkadaşları ve aileleri tanınmalı. Ayrıca önemli bir nokta daha var, ergenlik dönemindeki bir çocuk başarılıysa ve eğitimciler bunu kıyaslayıcı bir biçimde sürekli dile getirirse genç arkadaşları tarafından hedef haline gelebilir. Bu dönemde akranlar arasında kabul görmek de en az ders başarısı kadar önemli ve geliştiricidir. Öğretmenler ve aileler çocukları asla birbiri ile kıyaslamamalı, rekabetçi, acımasız, cezalandırıcı ya da aşırı ödüllendirici yaklaşımlarda bulunmamalıdır. Her bireyin yetenekleri, öğrenme hızı ve biçimi, bilgiyi işleme ve hayata geçirme süreçleri farklıdır. Eğitim sisteminde bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmalı, ezberlemek değil bilgiye erişmenin yolları öğretilmeli, çocuklar öğrenmekten keyif almalı. Aile ve eğitimcilerin bu konulara da dikkat etmesi gerekiyor” dedi.</p>
<h3><strong>Başarısızlık mı farklılık mı?</strong></h3>
<p>Başarısızlığın farklı sebepleri olabileceğini anlatan Dr. Arzu Erkan Yüce, “Özel öğrenme güçlüğü, disleksi, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve kaygı bozuklukları da okulda başarısızlık ile karşımıza gelebilir. Okul ve aile bu konuda bilgili ve uyanık olmalı, bu çocukların ruh sağlığı uzmanları tarafından değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Uygun yaklaşım, aile eğitimi, terapi ve tedaviler ile bu çocuklar sağlıklarına ve hak ettikleri başarıya kavuşabilir” dedi.</p>
<h3><strong>‘Sosyal aktiviteler başarıyı artırıyor’</strong></h3>
<p>Dr. Arzu Erkan Yüce, spor, sosyal etkinlikler ve hobilere ayırılan zamanın öğrencileri çok yönlü geliştirdiği gibi, zannedilenin aksine ders başarılarını artırdığını anlattı, “Sırf başarı odaklı yetişen çocuklarda erişkin dönemde mutsuzluk, ruhsal rahatsızlıklar, evlilik sorunları, yaşam kalitesinde düşüş ve psikiyatriye başvuruda artış görülmektedir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-cocukluk-caginda-nasil-gorulur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 23:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[okul reddi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1430</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür? Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme bozulukları, okul başarısında düşüklükler, madde kullanımı, suça eğilim, kendine zarar verme biçimlerinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler görülmekteyse mutlaka bir çocuk psikiyatristden görüş alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-arz-talepler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1399</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler Tüketim toplumunun sundukları ve talep ettikleri, sosyal medyada paylaşılan özendirici, albenisi yüksek paylaşımlar ve hız, özellikle gençlerin başını döndürmektedir. Henüz gerçeği değerlendirme yetileri ve yürütücü işlevleri tam gelişmemişken gençler, kendilerinden ve ailelerinden gerçekçi olmayan beklentilerin içine girmektedirler. Aileler de öyle&#8230; Herkes “Her şeyde en birinci” olmanın peşinde, nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler</strong></p>
<p>Tüketim toplumunun sundukları ve talep ettikleri, sosyal medyada paylaşılan özendirici, albenisi yüksek paylaşımlar ve hız, özellikle gençlerin başını döndürmektedir. Henüz gerçeği değerlendirme yetileri ve yürütücü işlevleri tam gelişmemişken gençler, kendilerinden ve ailelerinden gerçekçi olmayan beklentilerin içine girmektedirler. Aileler de öyle&#8230;</p>
<p>Herkes “Her şeyde en birinci” olmanın peşinde, nasıl olursa olsun, ama olsun! Günümüzde ağırlığını geçmişte hiç olmadığı kadar hissettiren başarı, mükemmeliyet ve skor odaklı tektipleştirici eğitim sistemleri, acımasız ve haksız rekabet koşulları, aşırı talepkar aile ve toplum yapısı, gençlerin oldukça bocalamalarına neden olmaktadır.</p>
<p>Özellikle gelişimsel farklılıkları olan, yaygın gelişimsel bozukluk, özgül öğrenme güçlüğü, disleksi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ya da üstün yetenekli çocuk ve gençlerin temel eğitimlere ek olarak tamamlayıcı eğitim desteklerine ve özel yaklaşımlara gereksinimleri vardır. Gelişimsel özelliklerine ve yeteneklerine bakılmaksızın, akranlarıyla benzer eğitimler alarak benzer performans gerçekleştirmelerinin beklenmesi, kariyer hedeflerine ulaşabilmek için akranlarıyla aynı sınavlara girmek zorunda kalmaları gibi nedenlerle çocuklarımız ağır depresyon ve anksiyete bozukluğu yaşayabilmektedirler. Eğitim hayatlarını yarıda bırakma, alkol madde kullanımı, dijital bağımlılık, yeme bozuklukları ya da intihar riski bu yaş grubunda depresyona sıklıkla eşlik etmektedir. Üstelik tüm bunlar erişkin yaşamdaki yineleyici ya da süreğen depresyonun habercisidirler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
