<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uncategorized | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<atom:link href="https://arzuerkan.net/category/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2023 14:51:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2023/04/cropped-AYK_9687-3-32x32.jpg</url>
	<title>Uncategorized | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KENDİMLE KARŞILAŞMALAR</title>
		<link>https://arzuerkan.net/2832-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 14:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://arzuerkan.net/?p=2832</guid>

					<description><![CDATA[&#160; İnsan olmaya dair haller… &#160; Yaşamdaki en önemli hatta tek önemli şeyin kendimiz olduğuyla ilgili hiç durmaksızın yeni argüman üretilen günümüz kişisel gelişim furyasının içinde gerçekten dönüp kendimize bakabiliyor muyuz? Başka yaşamlardan, farklı insanlardan bir şeyler öğrenmeye, onlara saygı duymaya açık mıyız? Başkalarına kulak veriyor muyuz?&#160; Dinlesek bile laf olsun diye; yargılamak, acımak, açık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td>&nbsp; <strong><em>İnsan olmaya dair haller…</em></strong> &nbsp; Yaşamdaki en önemli hatta tek önemli şeyin kendimiz olduğuyla ilgili hiç durmaksızın yeni argüman üretilen günümüz kişisel gelişim furyasının içinde gerçekten dönüp kendimize bakabiliyor muyuz? Başka yaşamlardan, farklı insanlardan bir şeyler öğrenmeye, onlara saygı duymaya açık mıyız? Başkalarına kulak veriyor muyuz?&nbsp; Dinlesek bile laf olsun diye; yargılamak, acımak, açık aramak için ya da başka gizli ajandalarla mı dinliyoruz? &nbsp; İnsanın kendine bakması, kendini olduğu gibi görmesi, kendini anlaması ve giderek kendiyle barışması çokça çaba ve zaman gerektiren, üzerine çalışılması gereken bir süreç… <br><br>Psikiyatr Arzu Erkan <strong><em>Kendimle Karşılaşmalar</em></strong> adlı kitabıyla bu yolda bir adım atmamız için elimizden tutuyor. Okurlarına bambaşka yaşamlara ve yaşamın bambaşka boyutlarına bakma fırsatı vererek insanlığın türlü halleri üzerine düşünmek ve nihayetinde daha derin bir farkındalık kazanmak için bir ışık yakıyor.&nbsp; &nbsp; <em>“Bu kitabın içinde yer alan öykü ve anekdotlar, yıllar süren eğitimlerden, psikiyatri, psikoloji, sosyoloji, psikoterapi alanındaki bilimsel araştırma ve yayınlardan, beni sanatla buluşturan eserlerden; akademik, mesleki ve yaşamsal deneyimlerden, türlü tanıklık ve gözlemlerden süzülüp meydana geldiler.”</em> &nbsp; Bu kitap kendi ruh sağlığı üzerinde çalışan ya da ruh sağlığı alanında hizmet veren herkes için ileri okumalar yapmaya, yaşananlara başka gözlerle bakmaya alan açacak. &nbsp; Arzu Erkan’ın yazdığı <strong><em>Kendimle Karşılaşmalar </em></strong>Karakarga Yayınları’ndan çıktı.  <strong>&nbsp;</strong> <br><br><strong>Arka Kapak Yazısı:</strong> &nbsp; Çocuklarıyla ilişkileri hasarlı babaların, “iyi” bir anne olmak için didinirken annesine dönüşmekten korkanların, hiç beklenmedik bir anda öğrencisinin hayatını değiştiren öğretmenlerin, aşkı çok geç bulanların, bir türlü bulamayanların, aldatılanların, aldatanların, “öteki”lerin, “makbul olmayan”ların, hiçbir yere ait hissedemeyenlerin, şiddete maruz bırakılanların, hayatta kalanların, geride kalanların, umudunu kaybedenlerin, neşesi çalınanların, yetinemeyenlerin ve mutluluğu arayanların hikâyelerinden yola çıkan Psikiyatr Arzu Erkan, okurlarına geniş ve içten bir yaşam kılavuzu sunuyor. Empati, haset, öfke, keder, umut, aşk, cinsellik ve bize dair birçok duygunun temeline yolculuk edeceğiniz bu kitapta sizi pek çok karşılaşma bekliyor. Zor ama belki de artık zamanı gelmiş bir karşılaşma. &nbsp; <br><br><strong>Yazar Hakkında:</strong> &nbsp; UZM. DR. ARZU ERKAN, Akşehir Anadolu Lisesi’nden 1996 yılında mezun oldu. Tıp Fakültesi eğitimini 2003, psikiyatri ihtisasını 2010 yılında Ege Üniversitesi’nde tamamladı. İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde doktor öğretim görevlisidir. <br><br>Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) ve Anadolu Psikoterapi Derneği’nin (APD) Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler (BDT) eğitimcilerindendir. Academy of Cognitive Therapy (ACT) tarafından “Sertifikalandırılmış Bilişsel Davranışçı Terapist” ve “International Diplomat” unvanına layık görüldü. Uluslararası Şema Terapi Derneği, Bağlamsal Davranışçı Bilimler Derneği, Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği ve Dr. Russ Harris tarafından verilen Kabul ve Kararlılık Terapisi ve Mindfulness eğitimlerini tamamladı. Cinsel Terapist olarak The European Federation of Sexology &amp; The European Society for Sexual Medicine tarafından verilen “International Psychosexual Therapist” unvanına hak kazandı. &nbsp; <br><br>TPD Erişkinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Çalışma Birimi (ÇB) koordinatörüdür.&nbsp; TPD&nbsp;&nbsp;Medya ve Ruh Sağlığı ÇB eş koordinatörlüğünü yürüttü (2020-2022). TPD DEHB, Kadın ve Ruh Sağlığı, Telepsikiyatri, Cinsellik&nbsp; ve&nbsp; Cinsel&nbsp;Bozukluklar, Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi çalışma birimleri üyesidir.<br><br>World Human Relief Karanlığı Arala projesinin Türkiye Ruh Sağlığı Koordinatörlüğünü yürüttü (2020). TPD Kaygıyı Değil Dayanışmayı Bulaştırın (2020), Teknolojik Anneler, Pandemide Stres ile Baş Etme (2021), Kız Başına Platformu Cinsel Şiddetle Mücadele Projesi (2021), Şiddete Karşı Farkındalık Senaryo ve Kısa Filmleri, Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı (KAHEV) (2020- 2021) projelerinde eğitici/konuşmacı/senarist olarak rol aldı. TPD Sosyal Medya Kurulu’nda görev aldı (2019). &nbsp;<br><br>Journal of Cognitive Behavioral Psychotherapy and Research ve&nbsp;Current Research and Reviews in Psychology and Psychiatry Dergisi yayın danışma kurulu üyesidir. Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu, TPD, İzmir Tabip Odası, APD, ACT, KAHEV, Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği, Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği, Aids ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneği üyesidir. &nbsp; <br><br>“TPD Telepsikiyatri Rehberi” yazarlarındandır. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)– Ruh Sağlığı Çalışanları, Alan Uzmanları, Öğrenciler ve Aileler İçin Kuramdan Uygulamaya kitabında Erişkinde DEHB Tedavisinde BDT ve Erişkinde DEHB Tedavisinde Şema Terapi bölümlerini; Klinik Uygulamada Bilişsel Davranışçı Terapi I’de Özgül Fobi Tedavisinde BDT ve Sosyal Fobi Tedavisinde BDT bölümlerini; Klinik Uygulamada Bilişsel Davranışçı Terapi II’de Erişkin DEHB Tedavisinde BDT Uygulamaları bölümünü; Hangi Terapi? &#8211; Ruhsal Zorlanmalara Karşı Etkili Psikoterapi Önerileri kitabında BDT’yi anlamak ve anlatmakta metaforlar bölümünü yazdı. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayıma hazırlanan Online Psikoterapiler Başvuru Kitabı’nda Online BDT bölümünün ve TPD tarafından yayıma hazırlanan Telepsikiyatrinin Temel İlkeleri’nde: Çevrimiçi BDT bölümünün yazarıdır. &nbsp; <br><br>Çeşitli gazete ve dergilerde yazı ve röportajları yayımlandı. TV, radyo, Youtube, Podcast ve sosyal medya kanallarında çeşitli programlara ve üniversitelere konuk edildi. Psychologies Türkiye Dergisi, Psikeart Dergisi, Rağmen Kitap Dizisi ve Bavul Dergi yazarlarındandır. Ruh sağlığı alanında toplumu bilgilendirmeye yönelik “Kendimle Karşılaşmalar” isimli bir podcast ve Youtube kanalı vardır. TEDxWomen konuşmacısıdır. &nbsp; İnsan davranışı, ilişkiler, ruh sağlığı, psikoterapiler, mindfulness ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında kurs, seminer ve atölye çalışmaları düzenlemekte; medya ve yeni medyada, bilimsel kongrelerde ve sosyal sorumluluk projelerinde, eğitmen/konuşmacı/yazar/danışman olarak görev almaktadır.&nbsp; &nbsp;<br><br><strong>KARAKARGA YAYINLARI</strong> <strong>Tel. (0) 212 252 2242 Faks: (0) 212 252 2243</strong> <strong><a href="http://www.destekdukkan.com/">www.destekdukkan.com</a></strong></td></tr><tr><td>&nbsp;</td></tr></tbody></table></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flört şiddeti</title>
		<link>https://arzuerkan.net/flort-siddeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2020 20:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[ifşa]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[love-bombing]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=2305</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[


<div class="et_pb_section et_pb_section_0 et_section_regular" >
				
				
				
				
					<div class="et_pb_row et_pb_row_0">
								<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_0  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_0  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Flört şiddeti nedir? Flört şiddeti hangi şekillerde gerçekleşiyor?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Herhangi bir yakın ilişki yani romantik ilişki veya cinsel ilişki paylaştığınız kişinin size, ya da sizin ona ya da ikinizin birbirinize fiziksel, ruhsal, cinsel, sanal herhangi bir alanda şiddet uygulamanız flört şiddeti olarak tanımlanabilir.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Bir şeyin davranışın flört şiddeti olduğunu nasıl anlarız?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Şiddet tanımları bazen çok muğlâklaşabiliyor. Örneğin tecavüz, darp ya da fiziksel başka şiddet varsa bunlar şiddet olarak dikkate alınabiliyor ancak bunun dışında psikolojik ya da dijital şiddet görünmez olabiliyor. Şiddetin tanımı aslında kişiye rahatsızlık ve zarar verip vermemesiyle ilgili. Örneğin işyerindeyken yarım saatte bir sevgilinizin sizi araması sizin çok hoşunuza gidiyorsa, bu güzel bir ilişki olabilir, buna bu aşamada şiddet denilemez. Ancak her yarım saatte bölünmek sizi rahatsız ediyorsa, uyarmanıza rağmen ısrarlı aramalar devam ediyorsa, partnerinizin sizi kıskandığı için sizi sürekli arayarak kontrol etmesi flört şiddeti tanımına giriyor. Kısaca, kişilik haklarınıza bir saldırı varsa, özgürlük alanınızı kısıtlıyor, eşitsiz hissettiriyorsa, baskı ve tahakküm varsa orada şiddetten bahsediyor oluyoruz.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Son günlerde love-bombing konuşulmaya başlandı. Bunu da sormak isterim. Yaşarken bunun şiddet olduğunu anlamıyoruz.</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>“Love-bombing”de hedefe odaklı, kişiyi ele geçirmek, tahakküm altına almak üzerine tasarlanmış ilgiye boğma, göklere çıkarma ve çok kısa süre sonra bu ilgiyi birden bire geri çekme yaşanıyor. “ İlişkinin ilk zamanlarındaki o yüksek duygular hangi ilişkide azalmıyor ki” deniyor. Bu öyle bir şey değil. Bu partnerini şaşkınlığa uğratacak derecede bir anda geri çekilme, hatta kendini aşırı suçlu ve değersiz hissettirme biçiminde bir hamle oluyor. Daha sonra maruz kalanın ruhsal olarak kötü etkilenmesi, ya da bir nedenle ilişkiden uzaklaşması ile love bombing yapan kişi yeniden karşıdakini sevgiye boğuyor. Tekrar yükseltme, sonra tekrar yükselttiği yerden aşağıya bırakma ve çakılmasını seyretme şeklinde bir gel- git oluyor. Klasik ilişkilerde aşkın yerini sevgiye bırakıp, duygusal yoğunluğun biraz daha sakinleşmesi gibi bir durum değil. Bu da şiddetin çok sinsi ve örtük bir formu.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Bunu nasıl ayırt edeceğiz?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Bunu ayırt etmek, psikolojik şiddeti anlamak diğer şiddet türlerinden daha zor. Kişiler bazen şiddet döngüsünün içinde yer aldığını, ilişki bitip aradan altı yıl geçtikten sonra, bir başkasının benzer bir deneyimini okurken fark edebiliyor. Yani ilişkinin içerisinde anlaması her zaman kolay değil. Size açık şiddet uygulamasa bile partnerinizin şiddet eğilimli olduğunu gözlemek mümkün. Şiddetin bir türünü uygulayan kişi genelde başka türlerini de uyguluyordur. Partneriniz küfürlü konuşuyor, eşyaları tekmeliyor, insanlara zarar vermekle ilgili söylemlerde bulunuyor, ya da kendisine zarar veriyorsa, öfke kontrol sorunu ve şiddet eğilimi olduğunu varsayabilirsiniz. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin herkese açık bilgilendirme materyallerini okuyarak fikir sahibi olabilir, güvendiğiniz kişilerle durumunuz hakkında görüş alışverişinde bulunabilirsiniz. Şiddet işaretleri gözlemiyorsanız dahi ilişkinizde bir şeylerin yolunda gitmediğini seziyor ve yıpranıyorsanız bu konuda deneyimli bir terapiste ya da hukukçuya danışarak içinde bulunduğunuz durumun tahlilini yapabilirsiniz.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>En çok eleştirilen ve üzerinde konuşulan konulardan biri şiddet görülen ilişkinin devam ettirilmesi. Şiddet içeren bir ilişkiyi insanlar neden sürdürüyor?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Şiddet toplumuzda çok yaygın. Şiddet kültürünün içinde büyüdüğümüz için çok aşinayız. İçinde büyüdüğünüz ailede ebeveynleriniz arasında şiddet varsa ya da size şiddet uygulanmışsa, bundan üç gömlek daha iyi bir tabloyu şiddet olarak yorumlamama eğiliminiz oluyor. Çocukluğunda şiddet gören ya da şiddete tanıklık eden bireylerin, erişkin yaşamda şiddet görecekleri ilişkilerin içine mıknatıs gibi çekildiklerini görüyoruz. Ataerkil kültürlerde erkeğin sinirli, öfkeli olması olağan kabul edildiği için eril şiddet davranışlarına göz yumuluyor. “Zaten yapmayan var mı ki”, “biraz sinirlenince üzerine yürümeyen erkek var mı ki?” gibi bir toplumsal cinsiyet kurgusuyla büyüyoruz. Eril olana şiddet yakıştırılıyor ki genelde şiddeti erkek uyguluyor. Buna karşın “eril şiddet faili” olmak için erkek olmak da gerekmiyor, her var oluştan insan şiddet faili olabilir. Yani ne kadar karşı olduğumuzu söylersek söyleyelim -bir erkek ne kadar profeminist erkek olursa olsun- eğer zihnimizde bu şiddet kodları varsa, şiddet davranışı ansızın kendisini gösterebiliyor. “Bir ilişkide şiddet varsa maruz kalan ilişkiyi niye sürdürür?” diye baktığımızda “bu ilişki bitse başka ilişkimde yine olacak, erkekler böyledir” diye düşünüldüğünü, bir tür öğrenilmiş çaresizlik olduğunu görüyoruz. Bir başka neden de şiddeti “sınav dönemi gergin ondan, annesini kaybetti bu yüzden, ekonomik güçlükleri var ondan” gibi bir takım gerekçelere dayandırma eğilimi oluyor. Kişiler kendilerine iyi gelmeyen bu ilişkilerden gitmeyi bilmiyor. Şiddet döngüsü dediğimiz döngüye hapsoluyorlar. Şiddet uygulayanlar, her ne kadar şiddet uyguluyor olsalar da, bu onların yalnızca bir yönleridir. Bu kişiler çok sevgi dolu, merhametli, kültürlü, eğitimli olabilirler. Sizinle çok iyi ilgileniyor olabilirler, yani bu kimselerin oldukça iyi özellikleri de vardır. İlişkide bir gerilim olduğunda şiddet ortaya çıkar, sonra özür dileme, telafi etme ve değişim için uğraşma aşaması oluyor. Her şeyin süt liman olduğu bir aşamada kişi ilişkiyi bitirmek için bir neden görmüyor. Üstelik toplumsal cinsel rolleri gereği şiddet gören kadının yine de affedici olması ve ilişkide kalması gerektiği yönünde bir kurgu varken&#8230; Ancak bir süre sonra şiddet davranışı herhangi bir gerilimde tekrar patlıyor. Sonrası özür, telafi, sessizlik,&#8230;Yani kişi sürekli şiddet görmüyor, iyi zamanlar da geçiriyor ve partnerine değişim için fırsat vermeye çalışıyor. Bu bazen yıllarca sürüyor, ancak partner nadiren değişiyor, genelde işler kötüye gidiyor, şiddetin dozu gitgide artıyor.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Yani değişeceğine inanıyor? Öyle bir ihtimal var mı?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Elbette kişi eğer değişmek isterse var. Şiddet eğilimi hepimizin içinde var. Değişme niyeti ve isteği varsa ve destek alırsa kişilerin dönüşme ihtimali var. Ama buradan şiddetin bir hastalık olduğu anlamı çıkmamalı. Şiddet bir hastalık değil, bir suçtur. Söylediğim, kişinin suçunu ortadan kaldırır bir şey değil ama rehabilitasyonu mümkün.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Şiddet gören kişilerin ilişkiden gidemiyor olmasının ayrıca şöyle bir boyutu da var; Şiddet uygulayan kişi maruz kalanı öyle kolay bırakmıyor. Tehdit eden var, şantaj uygulayan var. Ya da maruz kalan ifşa etmekte ve hukuki haklarını aramakta zorlanabiliyor. Çünkü bazı şiddet davranışlarının delili yok. “Kadının beyanı esastır” diyoruz ama ülkemizde yasaların uygulanışıyla ilgili ciddi sıkıntılar oluyor. Pek çok maruz kalanın kendi yakın çevrelerinden ya da kendi avukatlarından bile yeterli desteği alamadıklarını hatta kösteklendiklerini görüyoruz. O yüzden dayanışmayı, kadın örgütlerinin yaptığı bilgilendirme toplantılarını ve sosyal medyanın gücünü çok önemsiyorum. Birçok kişiye nasıl baş edebileceklerini gösterebileceği araçlar sunuyor.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Kadını beyanı esastır meselesinde biraz tartışılır bir durum var. Kadın şiddet görmediği halde şiddet gördüğünü söyleyemez mi?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Yangın ihbarı da sahte olabilir ancak bu olasılık, itfaiyenin yangın ihbarına itibar etmeyeceği ve verilen adrese doğru yola çıkmayacağı anlamına gelmez. Elbette insanlar her davranışı sergileyebilecekleri gibi iftira da atabilirler. Haksız yere suçlama durumu olabilir. Ama her olayda mı kadın iftira atıyor ve fail masum? Bu doğal hayatın akışına aykırı. Burada kazanıma bakmak lazım. Kadın bunu ifşa ettiğinde ne kazanıyor? Bir kere failin değil, beyanda bulunanın saygınlığı sorgulanıyor, bütün özeli ortaya dökülüyor. Bir insan sırf birini karalamak uğruna neden durduk yere hayatını zehir etsin ki? Burada şöyle bir varsayım yatıyor; “Erkek itibarlı bir konumda kadın da yalancı. Kadının beyanı hep güvenilmez erkeğin de öyle müthiş bir itibarı var ki kadın geliyor onu değersizleştirmeye çalışıyor.” Bu çok kibirli bir yerden bakan eril bir yüceltme, büyük bir hadsizlik. Erkeğin değil herkesin itibarı var. Bir erkeğin konumu, geldiği yer, ünlü olup olmaması onu daha itibarlı yapmıyor. Bir kadının şiddet ya da cinsel istismara uğradığı şeklindeki asılsız bir iftira atma olasılığı, buna maruz kalma olasılığında kat be kat düşüktür.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Taciz, kur ya da flört… Bunlar arasında nasıl bir ayrım var?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Kur hoşlandığımız bir bireyi etkilemek için yaptığımız davranışlar. Karnımızda kelebekler uçuştuğunda daha güzel görünmek isteriz, onun gittiği yerlere gitmek karşısına çıkmak isteriz, beraber bir kahve içmek isteriz. Kur ilişkiyi başlatan aşamadaki çaba. Kur yapılan kişi bundan hoşlanıyorsa bu “kur”dur Flörtte de bir karşılıklılık vardır. Yani aranızda zaten bir ilişki vardır. Taciz ne yazık ki bazen insanların kur zannettiği bir şey olabiliyor. Tacizde biri size kur yapıyor. Siz kibarca reddediyorsunuz. Bu durumdan sonra kişinin geri çekilmesi, durdurması gerekiyor. Bunu durdurmuyorsa, rahatsızlık vermeye başlıyorsa ısrarlı takipten, tacizden bahsediyoruz. Ben böyle söylediğimde sosyal medyadaki bazı erkeklerden “Siz ahlakçısınız, o zaman kimse birbiriyle ilişkiye giremez” gibi eleştiriler alıyorum. Çünkü erkeğin ısrarcı olmasının, kadının da naz yapmasının normal olduğunun öğretildiği kültürden geliyoruz. Dolayısıyla erkekler hayır mesajını algılayamıyor.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Kadınlar da gerçekten ısrarlı mı diye görmek istemiyor mu?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Evet, kadınlara da “kız evi naz evidir, erkektir hevesi çabuk geçer’ öğretiliyor. Yani eski bilgiyle yeni insanlar olarak bir şeyler kurmaya çalışıyoruz. Bilgiler değişiyor artık kadınlar nazlandıkları için hayır demiyor istemedikleri için “hayır” diyor, fazla ısrardan hoşlanmıyorlar. Ya da bazı erkekler ısrarcı olmak istemiyor, nazdan hoşlanmıyor, netlik arıyorlar. O yüzden açık iletişimden yana olmak ve karşısındakinin rızası ve onayı olmayan davranışları durdurmak en sağlıklı çözüm.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Kadınların en çok duyduğu sözlerden biri “sen de istedin” diye düşündüm. Ya da “sen beni yanlış anladın” oluyor. İstemediğimizi belli etmekte mi zorluk çekiyoruz ya da sürekli yanlış mı anlıyoruz?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Yanlış anlamıyoruz, istemediğimizi karşı taraf algılayamıyor, sert tepki gösterince “yanlış anlamış” oluyoruz. Velev ki yanlış anlama potansiyelimiz var o zaman ona göre daha da ölçülü davranmaları, tepkilere kulak vermeleri ve ısrarcı olmamaları lazım.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Taciz ya da şiddet uygulayan erkeğin tanınmış ya da sevilen biri olması insanların bu duruma inanmasını niye zorlaştırıyor? “O yapmaz “ gibi bir cümle kalıbımız var? Kimin ne yapacağını nereden biliyoruz? Ya da bildiğimizi sandığımız bu duygunun nedeni ne?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Hatırlar mısınız bir dönem trafik canavarı diye bir kavram vardı, kamu spotları olurdu. Trafik kazaları insan hatalarıyla olmuyor da sanki bir canavar var, geliyor aramızdan birkaç tanesinin canını alıp gidiyor gibi algı yaratılıyordu. Oysaki trafik canavarı dediğin şey alt komşun, baban, annen, sen, ben, biziz. Canavar dediğinde oradaki sorumluluğu reddedip bir başka şeye atıyorsun. Failler de böyle, senin benim gibi insanlar. Oysa insanların kafasında” tacizci, istismarcı, sapık” diye bir kategori var ve bu canavarlar geliyorlar bizim çocuklarımızı kaçırıyor ve tacize, tecavüze maruz bırakıyorlarmış gibi, ciddi bir inkâr var. Failler sensin, benim, birimizin babası, amcası, abisi. İnsanlar kaldırılması zor olan gerçekle yüzleşemediği için bazı kimselerin bunu yapmayacağına inanmayı tercih edebiliyorlar.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Ayrıca istismar uygulayan kişilerin manipülasyon yetenekleri çok güçlü. Bu failler eğitimlerini, işlerini, makamlarını, ünlerini, zenginliklerini şiddet davranışlarına perde ediyorlar. İnsanların onlara inanacaklarını garantiledikleri için cesur davranıyorlar. Bu insanları çift kişilikli gibi düşünebilirsiniz. Yani o kişi sizin can dostunuzken bana tacizde bulunmuş olabilir. O nedenle bir kimse beyanda bulunduğunda, eğer aksi yönde bir tanıklığım yoksa ben kendi ailemden biri de olsa, çocuğum da olsa yapmamıştır diyemem. Hepimizin yapma olasılığımız var. O yüzden faili kollamakta aceleci olmamak lazım. Ve maruz kalanın beyanına saygı duymak, alan açmak ve destek vermek lazım</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Şiddet ya da taciz beyanında bulunmak kadınlar için o kadar da kolay değil. Çünkü genellikle ilk tepki “iftira atıldı” oluyor. Yani bir de inandırma sorunu yaşanıyor ve hedef oluyor. Bu durumda ne yapılmalı?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Hedef olmak zor ama şiddet uygulayan ile faille yaşamakta zor. İfşa ettiğinizde ya da sesinizi çıkardığınızda asıl değişim, dönüşüm orada başlıyor. Çünkü sizin anlattıklarınızı duyduğunda ya da okuduğunda “aynısını ben de yaşadım” diyen bir sürü kadın, çocuk, maruz kalan var. Dolayısıyla inanmayanlar, siz şiddet nedeniyle ölmüş olsanız da size inanmayacak. “O da orada bulunmasaymış”, “o da kocasını kızdırmasaymış”, “o giysiyi giymeseymiş” diyecek. Şiddeti meşrulaştıran bir sistem var ve bu kadının işini zorlaştırıyor. Bu sistemin içinde “kurban olmak var”, bir de ifşa ederek ya da şikâyette bulunarak, pek çok kadınla ve şiddet karşıtı bireyle dayanışıp, güçlenmek, faili uzaklaştırmak, başka kadınlara el vermek var. Sosyal medyada görüyoruz pek çok aktivist kadının şiddet geçmişi var. O şiddet yaşantısından ayakta kalmış, kendisini dönüştürmüş yarasını iyileştirmiş; şimdi başkalarına şifa olmaya çalışan bir sürü insan var. Çok basit bir cümle, basit bir hareket birçok kişiye kocaman bir meşale olabiliyor. O yüzden kadınlara, bu riskleri ve saldırıları göze alıp, şiddet deneyimlerini ve faili açık edebildikleri için şükran duyuyorum. Bu, açık edemeyen kişilerin yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmiyor. Bu, hazır olunduğunda yapılacak bir şey. Herkes ifşa edecek diye de zorunluluk yok. Bazen zamanını beklemek, bazen kendi içimizde demlendirmek, destek almak, bazen hiç ifşa etmemek de mümkün. Yolu ifşa ya da başka bir yol olur ama travmanın altında kalmamak, sorunu çözmek, hayatta kalmak için destek aramak önemli.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p><strong>Sosyal medyada şiddetin üretildiği alanlardan biri haline geldi. Bu durumla ilgili ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Hepimizin değiştiğini dönüştüğünü, öğrenmeye çalıştığını düşünüyorum. Hepimizin hatalar, yanlışlar yapabileceğimizi biliyorum. Özür dilemeyi, geri adım atmayı, telafi etmeyi deneyimlemeliyiz. Özellikle kamusal alanda ve sosyal medyadaki tutumlarımızda bunu örneklemeliyiz. Dilimizi dönüştürmeli, paylaşımlarımızla şiddeti yeniden üretmemeliyiz. Çünkü çok büyük şiddet kültürü oralardan besleniyor. İnsanların birbirine doğrudan yazabildiği, yüz yüze sergileyemeyeceği şiddet söylemlerini kolaylıkla gerçekleştirdiği, şiddetin yeniden yeniden üretildiği bir yer sosyal medya. Paylaşımlarımıza dikkat etmeli, birbirine zarar veren hesapları şikâyet etmeli, nefret söyleminde bulunan kişileri uyarmalı ve “bu bir şiddettir” demeliyiz. Sosyal medya aynı zamanda dayanışma ve doğru bilginin yayılması için de oldukça zengin bir kaynak, doğru ve etkin kullanarak, ifade ve haberleşme özgürlüğümüze sahip çıkmalıyız.</p>
<!-- /divi:paragraph -->

<!-- divi:paragraph -->
<p>Leyla Alp tarafından gerçekleştirilen bu söyleşi, Temmuz 2020 tarihinde Kadıköy Gazetesi’nde yayımlanmıştır.</p>
<!-- /divi:paragraph --></div>
			</div>
			</div>			
				
				
			</div>		
				
				
			</div>


]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Kasım</title>
		<link>https://arzuerkan.net/10-kasim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Nov 2018 16:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1890</guid>

					<description><![CDATA[Bir kadın olarak çağdaş eğitimin tüm olanaklarından yararlanabilmiş, kendi işimi kurabilmişsem, kimseye muhtaç olmadan bu koltukta oturuyor; kadın-erkek, dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, siyasi görüş ayırmaksızın herkese eşit hizmet verebiliyorsam ve hürsem, senin kurduğun Cumhuriyet&#8217;in ve izinden gelenlerin sayesindedir Ata&#8217;m. &#8220;Atatürk&#8217;üm sen çok yaşa. Seni çok seviyoruz. Bu vatanda sen çok yaşa. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">Bir kadın olarak çağdaş eğitimin tüm olanaklarından yararlanabilmiş, kendi işimi kurabilmişsem, kimseye muhtaç olmadan bu koltukta oturuyor; kadın-erkek, dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, siyasi görüş ayırmaksızın herkese eşit hizmet verebiliyorsam ve hürsem, senin kurduğun Cumhuriyet&#8217;in ve izinden gelenlerin sayesindedir Ata&#8217;m.</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913"></div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">&#8220;Atatürk&#8217;üm sen çok yaşa. Seni çok seviyoruz. Bu vatanda sen çok yaşa. Bir hastalığa kapıldın biliyoruz, işin bitmişti, çok hastaydın, o yüzden gözlerini kapadın, bizi bırakmak istemezdin. Biz senin için herşeyi yapıyoruz. Biliyoruz sen bizi gökten izliyorsun. Seni çok çok seviyoruz&#8221;.</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913"></div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">Bunlar da -gerilmiş yaydan fırlayan okmuşcasına önümüzde ilerleyip de-</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">arkadan gelen  neslin temsilcilerinden kızımın 6 yaşındaykenki cümleleri.</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913"></div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">Yazıda geçen &#8220;İşin bitmişti&#8221; kısmını anlamamıştım. Kızım, açıkladı: &#8220;İşin bitmişti, yani herşeyi yoluna koymuştun. Artık eserini gelecek nesillere, bizlere emanet edip huzurla uyuyabilirdin&#8221;&#8230; Peki eserlerine, kazanımlarımıza sahip çıkabildik mi? Çok üzgünüm. Maalesef çok şeyler yitirdik ülkecek kazanımlarımızdan. Dünyanın da dibi çıktı çıkacak&#8230;</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913"></div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949015913">Ancak yeni nesil, senin torunların olan bizlerin çocukları&#8230; İşte onları aydınlık günler için birer kıvılcım olarak, geleceğe hazırlıyoruz. Biz belli ki işimiz henüz bitmeden gözlerimizi kapayacağız, geleceğimizi gençlere emanet ederek&#8230; &#8220;Atatürk&#8217;üm bu vatanda sen çok yaşa!&#8221;</div>
<div id="yiv7213154560yMail_cursorElementTracker_1541949017130">Saygı, minnet ve şükranla anıyorum.</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HERKES ÖZGÜR ve EŞİT DOĞAR! İNTERSEKSLER VARDIR</title>
		<link>https://arzuerkan.net/herkes-ozgur-ve-esit-dogar-interseksler-vardir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Oct 2018 15:25:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[INTERSEX]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[lgbti]]></category>
		<category><![CDATA[transseksüel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1861</guid>

					<description><![CDATA[HERKES ÖZGÜR ve EŞİT DOĞAR İnterseksler vardır! İnterseks deneyimi olan bireyler, tüm cinsiyet özellikleriyle birlikte (cinsel organları, görünüşleri ve kromozomal özellikleri) tıpta tanımlandığı şekliyle ne &#8220;erkek&#8221; ne de &#8220;kadın&#8221; vücudunun tipik tanımına uymayan kimselerdir. Kendileri ve aileleri yaşam boyu güçlüklerle karşı karşıyadır. Sağlıkçılar dahil pek çok kişi bu konuda eksik ya da yanlış bilgilere sahiptir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HERKES ÖZGÜR ve EŞİT DOĞAR</p>
<p>İnterseksler vardır!</p>
<p>İnterseks deneyimi olan bireyler, tüm cinsiyet özellikleriyle birlikte (cinsel organları, görünüşleri ve kromozomal özellikleri) tıpta tanımlandığı şekliyle ne &#8220;erkek&#8221; ne de &#8220;kadın&#8221; vücudunun tipik tanımına uymayan kimselerdir. Kendileri ve aileleri yaşam boyu güçlüklerle karşı karşıyadır.</p>
<p>Sağlıkçılar dahil pek çok kişi bu konuda eksik ya da yanlış bilgilere sahiptir. Çoğu interseks boş yere ameliyat edilerek ruhsal ve bedensel olarak geri dönüşsüz bedeller ödemekte, pek çoğu kendini gizlemek zorunda kalmakta, zorbalık ve ayrımcılığa uğramaktadır. Çoğu interseks ait hissettiği cinsiyet kimliğine değil,  kendisine biçilen cinsiyet kimliğine göre yaşamaya mecbur bırakılmakta, temel insan haklarından mahrum kalmaktadır.</p>
<p>Sağlıkçılar başta olmak üzere herkesin bu konuda bilgi ve farkındalığının olması önemlidir. 26 Ekim Günü İnterseks Farkındalık Günü olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Görseldeki doküman bu konuda kapsamlı bilgileri içermekte olup aşağıdaki bağlantıdan indirilebilir: <a href="https://oiieurope.org/wp-content/uploads/2018/10/Parents_Toolkit_Intersex_TURK_ES_WEB.pdf">https://oiieurope.org/wp-content/uploads/2018/10/Parents_Toolkit_Intersex_TURK_ES_WEB.pdf</a></p>
<p>Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce</p>
<p>26 Ekim 2018-İzmir</p>


<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Kod, Önce Zarar Verme</title>
		<link>https://arzuerkan.net/beyaz-kod-once-zarar-verme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jul 2018 19:02:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1602</guid>

					<description><![CDATA[Beyaz Kod, Önce Zarar Verme  Giresun&#8217;da yaşanan hasta yakınının yanında hastası olmadığı halde ilaç yazdırma ısrarı sonucunda, hastane tarafından beyaz kod verilmesi sonucunda olay yerine gelen polis tarafından göz altına alınma işlemleri sırasında kişinin vefatı son derece üzücüdür.   Ancak iki yanlış bir doğru etmez. Bu şekilde yanında hastanın kendisi olmadan ilaç yazdırmaya gelenlerle yaşanan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="r_P D_F W_6D6F p_R P_Zjgzuf ir_0" aria-label="Message 1 of ">
<div class="o_h D_F em_0 E_fq7 ek_BB" data-test-id="address-info">
<header class="r_P D_F W_6D6F p_R P_Zjgzuf ir_0" aria-label="Message 1 of ">
<div class="o_h D_F em_0 E_fq7 ek_BB" data-test-id="address-info">
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="8sa03-0-0">
<h1 class="_1mf _1mj" data-offset-key="8sa03-0-0"><span data-offset-key="8sa03-0-0">Beyaz Kod, Önce Zarar Verme</span></h1>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="404pn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="404pn-0-0"><span data-offset-key="404pn-0-0"> </span>Giresun&#8217;da yaşanan hasta yakınının yanında hastası olmadığı halde ilaç yazdırma ısrarı sonucunda, hastane tarafından beyaz kod verilmesi sonucunda olay yerine gelen polis tarafından göz altına alınma işlemleri sırasında kişinin vefatı son derece üzücüdür.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="bs3ph-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bs3ph-0-0"><span data-offset-key="bs3ph-0-0"> </span></div>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bs3ph-0-0"><span style="color: inherit; font-size: 1.95em; font-weight: 600;">Ancak iki yanlış bir doğru etmez.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="16pc3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="16pc3-0-0">Bu şekilde yanında hastanın kendisi olmadan ilaç yazdırmaya gelenlerle yaşanan sıkıntılar, doktorların da hasta yakınlarının da en büyük çilelerinden. İlacı yazmazsa doktor kötü ve vicdansız oluyor, hakaret ya da şiddete maruz kalıyor. Hastaya kıyamayıp, yakını kıramayıp hastayı görmeden ilaç yazıldığında ise doktor soruşturma geçiriyor ve yargılanarak ağır cezalar alıyor. Çünkü yasalarımız gereği doktorun bu şekilde ilaç yazılması suçtur ve cezası vardır.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="46vep-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="46vep-0-0"><span data-offset-key="46vep-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="a891k-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a891k-0-0"><span data-offset-key="a891k-0-0">Bakınız ben mecburi hizmette, günde en az 100 kadar hasta görmeye mecbur bırakılan hekimlerden biriydim. Onca yoğunluğun arasında yaşlı düşkün hasta ve zor durumdaki ailelere hak ettikleri ilgiyi göstermek isteriz ama bu nadiren mümkündür. Yaşlı hastalara öncelik verdiğim için diğer hastalar tarafından çok şikayet edilmişliğim, hakarete uğramışlığım, &#8220;polikliniği bırakıp&#8221; acile bu hastalara bakmaya gittiğim için çok soruşturma geçirmişliğim vardır. Aylık mesaimin yarısı, çocuğuma ayıracağım zamanın çoğu bu soruşturmalara savunma yazmakla, ifade vermekle geçti diyebilirim. Yaşlılara kıyamayan(!) halkımızı siz bir de muayene sırasını o hastalara verme noktasında görün!</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="74rcn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="74rcn-0-0"><span data-offset-key="74rcn-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="ev0ka-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ev0ka-0-0"><span data-offset-key="ev0ka-0-0">Bir örnek aktarayım. Uzun süredir takip ettiğim Alzheimer&#8217;lı bir hastayı yürüyemediği için araçla hastane kapısına getirtiyor kapıda muayene ediyordum. (Evde muayene gerekirse de görevlendirme talep edip gidiyordum. Çünkü görev yerimizi terk etmemiz suçtur. Aynı şekilde heyete girecek, bakım aylığı alacak vs hastalar da acile getirtiliyor ve orada muayene ediliyordu.). İlacı yazdığımın aynı günü o hastam vefat etmiş. Ölmüş hastaya ilaç yazma suçu ile 13 liralık ilaç için &#8220;devleti dolandırmak&#8221; gerekçesi ile, olaydan bir yıl sonra soruşturma geçirdik, ben de, eczane de, hasta yakını da&#8230;İmama kadar ifadesi alındı herkesin. Hastanın ölüm saati, defin raporu, hastane kamera görüntüleri, personel tanıklığı vs sayesinde zar zor aklandık. Bu sadece bir örnek. Bu kadar kuralcı ve tedbirli olmasaydım daha neler yaşayacaktım kim bilir? Bu soruşturmalara harcanan zamanlarda kaç hastaya şifa olunurdu, çok yazık. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="8f02c-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8f02c-0-0"><span data-offset-key="8f02c-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="ej96t-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ej96t-0-0"><span data-offset-key="ej96t-0-0">Hastalar usulsüz bir konuda ısrar ederse beyaz kod vermek de doktora bakanlık tarafından verilen bir emirdir. Doktor, kendini, personelini, diğer hastaları ve sürdürdüğü hizmeti korumak zorundadır. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="4k9lo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4k9lo-0-0"><span data-offset-key="4k9lo-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="a35je-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a35je-0-0"><span data-offset-key="a35je-0-0">Bu tür durumlar için evde bakım hizmeti doktoru vardır. Bu tür durumlarda görevli doktor eve gider hastayı o görür ve ilacı o yazar. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="d9be-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="d9be-0-0"><span data-offset-key="d9be-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="f3pmu-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f3pmu-0-0"><span data-offset-key="f3pmu-0-0">Giresun&#8217;da yaşanan üzücü olayda hasta yakını, bu hizmeti almak için buna yetkisi olmayan doktordan reçete yazımını talep etmiş, doktoru zorlamış, bir türlü ikna edilememiş, diğer hastaların tedavisine engel durum oluşunca beyaz kod verilmiştir.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="fpjng-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fpjng-0-0"><span data-offset-key="fpjng-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="aocr2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="aocr2-0-0"><span data-offset-key="aocr2-0-0">Hiç bir doktor durduk yere beyaz kod vermez. Çünkü beyaz kod verdiğinizde, polikliniğinizi bir süreliğine kapatmak zorunda kalacağınızdan, bekleyen diğer hastaları mağdur etmekten çekinirsiniz. Maruz kaldığınız şiddeti görmelerine rağmen sırada bekleyenler genelde hiç bir şey olmamış gibi işinize devam etmenizi beklerler. Hasta hakları birimleri (varsa) hastalara yükümlülük ve sınırlarını da bildirmek yerine sırf şikayetlerini almakla meşgul olduğundan, uzlaştırıcı ara bulucu biri de çıkmaz karşınıza. Hastane idaresi olayı kapatmaya çalışır. Beyaz kodu verirseniz, bir sürü belge doldurur, onlarca telefon görüşmesi yapar, günlerce haftalarca bürokratik işlerle uğraşırsınız. Şahısa karşı bakanlık dava açar, defalarca ifade verirsiniz, tüm personel, tanıklar mahkemelere gidersiniz, bu süreç bazen yıllarca sürer. Eş dost tanıdık baskısıyla en yakın personeliniz, sekreteriniz bile tanıklıktan çekilebilir. Tüm bunlar olurken raporlu izinli falan olmazsınız. Olayı yaşadığınız aynı poliklinikte eski temponuzda hasta bakarken, bir de tüm bunlarla uğraşırsınız. Üstüne &#8220;Ne gereği vardı, tatlılıkla halledemez miydin? Bak ben ne güzel empati yapıyorum. Sen de biraz sinirli misin? acaba diyen amirleriniz, meslektaşlarınız çıkar karşınıza. Zaten genelde idarecilerin başına gelmez böyle vakalar. Bilmiyorlardır ki sıra henüz onlara gelmemiştir (Bana böyle diyen ve benimle dalga geçen bir eski yöneticim geçenlerde gazetede haber oldu. Hastanın söylediği tedaviyi yapmadığı için, hasta yakını saldırmış &#8220;beyaz kodluk&#8221; olmuşlar. Doktor o gün protesto ederek polikliniği kapatmış. Umarım idareci iken meslektaşlarına yaptığı haksızlıkları kendi başına gelince anlamıştır). Tüm bu nedenlerle beyaz kod vermeden önce, tüm yolları dener, başka bir yol olup olmadığına buna değip değmeyeceğine karar verene kadar kırk kez düşünürsünüz. Hiçbir hekim zorda kalmadan bu süreci göze almaz. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="9v5tc-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9v5tc-0-0"><span data-offset-key="9v5tc-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="b5mel-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b5mel-0-0"><span data-offset-key="b5mel-0-0">Urfa&#8217;da meslektaşımızın kafasında kaldırım taşı kırıldığı olay henüz çok taze. Peki o gün o olaydan önce hastanede üç başka şiddet olayı olduğu ve beyaz kod verilmediğini biliyor muydunuz? Belki ilk olayda beyaz kod verilseydi, diğer olayların olması açısından caydırıcı ve önleyici olabilirdi. Demek ki yukarıda saydığım nedenlerle beyaz kod vermekten kaçınıp canlarını, başka hastaların canlarını ve sağlık hizmetini tehlikeye attılar.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="21mga-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="21mga-0-0"><span data-offset-key="21mga-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="f30uo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f30uo-0-0"><span data-offset-key="f30uo-0-0">Sosyal medyadaki yaratılan yanlış algının aksine &#8220;beyaz kod&#8221; intikam almak için verilen bir kod değildir. Bir yardım çağrısıdır. Bunu gerektiren durumlarda bu kodu vermemek hekimin suçu ve görevi ihmalidir. Asıl hekim kodu vermeseydi suçlu olurdu.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="3c2ht-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3c2ht-0-0"><span data-offset-key="3c2ht-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="dou0h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dou0h-0-0"><span data-offset-key="dou0h-0-0">Giresun&#8217;daki doktor hanım hastanın kendisi gelmeden yazsaydı ilaçları, hastayı muayene fırsatını ortadan kaldırdığı için hastanın zehirlenmesine ya da zarar görmesine de neden olabilirdi.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="b9hh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b9hh-0-0"><span data-offset-key="b9hh-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="agl10-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="agl10-0-0"><span data-offset-key="agl10-0-0">Hastayı görmeden ilaç yazmak büyük bir ihmal, hata ve suçtur. Kaç kez bu nedenle sorun yaşadığım bir aile hastasını ısrarım üzerine getirdiğinde; diyabetik ketoasidoz tanısı koyup yoğun bakıma yatırmıştım, ölümün eşiğinden döndü. O ilaçları sırf aileyle sorun yaşamamak için ya da zor durumdaki hasta yakınına kıyamadığım için, hastayı görmeden yazsaydım benim elimden olacaktı hastanın ölümü. Yakını iyileşen aile nasıl özür dileyeceğini, teşekkür edeceğini şaşırmıştı. Bir kaç kez de hastanın ilacı gereksiz yere kullandığını fark edip kesmiştik. Bir hastanın muayeneye getirtilmesi sayesinde geçici inmeler yaşadığını fark etmiş, acilen nörolojiye sevk etmiştik. Bir hastanın ilacı yanlış kullanıp iç kanama geçirdiğini fark etmiştik. Yoğun bakıma yatırmıştık. Bu örnekler saymakla bitmez.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="4j80i-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4j80i-0-0"><span data-offset-key="4j80i-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="3gecf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3gecf-0-0"><span data-offset-key="3gecf-0-0">Bir başka tehlike de şudur. Doktor bir hastaya görmeden ilaç yazarsa bu hastanın o saatlerde hastanede olduğuna dair adli kanıttır. O saatte başka bir yerde suça karışmış, ölmüş, öldürülmüş bir kişinin o saatte hastanede olduğuna dair şahitlik/kanıt demektir o reçete. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="beb79-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="beb79-0-0"><span data-offset-key="beb79-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="5jm1b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5jm1b-0-0"><span data-offset-key="5jm1b-0-0">Çok gördük hastanın kullanmadığı halde üzerine yazdırılmak istenen, kötüye kullanılan ilaçlar, ticari ilişkiler, SGK&#8217;yı dolandırmalar&#8230;Hekimin elinde reçete yazma yetkisi var diye suça teşvik edilmesi, bunu yapan hekimler (ne yazık ki) var diye yapmayanların tu kaka olmasını anlamak mümkün değil!..Su-i misal emsal değildir! </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="97btn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="97btn-0-0"><span data-offset-key="97btn-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="mdi0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="mdi0-0-0"><span data-offset-key="mdi0-0-0">Hastalarımıza neyin doğru olduğunu bir türlü anlatamamamızın bir başka nedeni yasaları ihmal eden, &#8220;ne var canım bunda, istisnalar kaideleri bozmaz, vs vs&#8230;&#8221; diyerek kural ihlali yapan diğer hekimler ve onları buna zorlayan idarecilerdir. Sağlıkta şiddeti besleyen o kadar çok hekim var ki kendi keyfi uygulamaları ile diğer hekimleri açık hedef haline getiren. Bence tartışılması gereken en önemli konulardan biri budur. O tanıdık, bu yaşlı, bu filancanın akrabası, raporlar, usulsüzlükler, adaletsizlikler&#8230;.bir grup hekimi fena halde zan altında bırakıyor. Halkın hekime bakışını zedeliyor.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="5bt2q-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5bt2q-0-0"><span data-offset-key="5bt2q-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="blou0-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="blou0-0-0"><span data-offset-key="blou0-0-0">Hastayı görmeden ilacını yazan doktorlar da bunun suç ortağıdır. Diğer meslektaşlarını zor duruma düşürür. Yasal olmayanı yaparak, bunu yapmayan doktoru vicdansız durumuna düşürür. Etik olarak hatalıdır ve bencildir. Bunu yaptığını savunan ve alenen beyan eden hekim kendini ihbar etmektedir ve hakkında başlatılacak yasal işlem hepimiz açısından ne doğru ne yanlış yol gösterici olacaktır.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="bcbbq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bcbbq-0-0"><span data-offset-key="bcbbq-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="6n7bh-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6n7bh-0-0"><span data-offset-key="6n7bh-0-0">Doktorun hastayı görmeden ilaç yazmaması, beyaz kod vermesi doktor kaprisi değildir. Doktor kaprisi diye bir tanım yoktur. Doktor diye bir canlı türü yoktur. Doktor ve hastalar diye iki düşman saf da yoktur. Bankada, noterde, özel hastanelerde nasıl kişinin kendisi gelmeden işlem yapılamazsa, devlet hastanesinde ve aile sağlık merkezlerinde de bu böyledir. Dikkat ederseniz zaten özel hastanelere bu taleple gitmeniz söz konusu bile değildir, çünkü asla bunu yapmazlar. Özel hastaneler için ve diğer kamu kuruluşları için geçerliliği olağan kabul edilen bu kural, nedense devlet doktoru tarafından uygulanınca vicdansızlık olarak görülür.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="dd66t-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dd66t-0-0"><span data-offset-key="dd66t-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="cj8qn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cj8qn-0-0"><span data-offset-key="cj8qn-0-0">Hasta görülmeden ilaç yazılmaz. Bu yasa ile tanımlıdır. Keyfi değildir. Doktorun vicdansızlığı değildir.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="fjgbd-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fjgbd-0-0"><span data-offset-key="fjgbd-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="eo8ip-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="eo8ip-0-0"><span data-offset-key="eo8ip-0-0">Bizler hastalarımız için daha geniş planlı düşünmek zorundayız. Bir annenin evladının iyiliğini düşünmesi gibi, yeri geldiğinde sevimsiz görünmek pahasına hastalarımızın sağlığını, bazen hastalarımıza rağmen savunuruz. Hasta yakını ilacı yazdırıp gitmeye bakar, bizse &#8220;önce zarar vermemeye&#8221; bakarız. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="7739e-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7739e-0-0"><span data-offset-key="7739e-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="asmqf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="asmqf-0-0"><span data-offset-key="asmqf-0-0">Bu güne kadar mesleğimi icra ederken sırf yasaları ihlal etmediğim için kaç kez saldırıya uğradım, tehdit edildim, beyaz kod da verdim, bir kez bile polisin saldırgana böyle davrandığını görmedim. Değil 82 yaşındaki birine, herhangi birine ters kelepçe ve biber gazı işkencedir. 82 yaşındaki birine ters kelepçe yapıp biber gazı sıkan polis değil midir burada sorumluluğu araştırılması gereken? Kontrol altına alınmaya çalışılırken kişinin polisin silahını almaya davrandığı, o nedenle kelepçelendiği iddia ediliyor bilemem. O konu benim bilgim, uzmanlığım dışında. Yorum yapmak bana düşmez. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="3a6gt-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3a6gt-0-0"><span data-offset-key="3a6gt-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="3evjn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3evjn-0-0"><span data-offset-key="3evjn-0-0">Bu türden olaylarda medyanın haber dili ve haberi sunuş biçimi son derece hatalıdır. Basın ve medya çalışanları artık şiddet pornografisinden nemalanmaktan vazgeçmeliler. Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur. Son zamanlarda artan şiddet olaylarını hiçe sayarcasına doktor hanımın isminin medyada açık edilmesi, suçlu olduğunun ima edilmesi hiçbir meslek ahlakına sığmaz ve suçtur. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="8m756-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8m756-0-0"><span data-offset-key="8m756-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="41h9f-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="41h9f-0-0"><span data-offset-key="41h9f-0-0">Günde yüze yakın hasta muayene edip; çoğu sekretersiz çalışan, telefona, bilgisayara, yatan hastaya, heyete, nöbete, acile yetişmeye çalışırken bin parçaya bölünen doktordan her bir kişiye tek tek kuralları anlatması, güler yüz göstermesi mümkün değil. Hadi itiraf edelim kendi ana babamızdan, eşimizden, yakınlarımızdan görmüyoruz o kadar şefkat güler yüz. O doktorlar emin olun hastalarına gösterdikleri özveri, şefkat ve güler yüzün onda birini, kendine yakınlarına gösteremiyor. Doktorların çoğu bu iletişimsizlik ve hizmet koşullarındaki tüketicilik nedeniyle <a href="http://arzuerkan.net/antidepresanlar/">antidepresan</a> kullanıyor. İntihara kalkışıyor. En verimli çağlarında devletteki görevlerinden istifa ediyor. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="fli7u-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fli7u-0-0"><span data-offset-key="fli7u-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="bsqe2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bsqe2-0-0"><span data-offset-key="bsqe2-0-0">Sağlık sisteminde çok ciddi sıkıntılar var ve çoğu hekim tükenmiş durumda. Hastaları doktorsuz kalmasın diye rapor ya da izin kullanmadan hasta hasta iş başı yapan binlerce doktor var.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="9m337-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9m337-0-0"><span data-offset-key="9m337-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="fn185-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fn185-0-0"><span data-offset-key="fn185-0-0">Doktordan beklediğiniz anlayış ve güler yüzün yüzde kaçını yakınlarınıza gösterebiliyorsunuz, kaçını başka kamu kuruluşundan ya da bir başka meslek grubundan bekleyebiliyorsunuz acaba?</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="f06aq-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f06aq-0-0"><span data-offset-key="f06aq-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="8jkmf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="8jkmf-0-0"><span data-offset-key="8jkmf-0-0">Burada olayın aslını ve doktora sağlık bakanlığı tarafından verilen emirleri ve yasayı bilmeden doktoru suçlamak, kişiyi hedef göstermek, nefret suçu işlemektir. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="e0k6v-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e0k6v-0-0"><span data-offset-key="e0k6v-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="bnv7l-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bnv7l-0-0"><span data-offset-key="bnv7l-0-0">Kaybettiğimiz vatandaşımıza Allah rahmet eylesin, çok üzgünüm. Ama hedef şaşırtmak da hiç adilane değil. Ailenin avukatı bile suç teşkil eden ve asılsız ifadelerini hemen sildi sosyal medyadan. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="3fcvo-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3fcvo-0-0"><span data-offset-key="3fcvo-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="1746c-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1746c-0-0"><span data-offset-key="1746c-0-0">Olayların aslını bilmeden yaptığımız yorumlar bu şiddet ve nefreti besliyor. </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="f1ojm-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="f1ojm-0-0"><span data-offset-key="f1ojm-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="fesn2-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fesn2-0-0"><span data-offset-key="fesn2-0-0">Lütfen bilmeden yorum yapmayalım.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="7t47b" data-offset-key="b4m54-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b4m54-0-0"></div>
</div>
</div>
</header>
</div>
</header>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-cocukluk-caginda-nasil-gorulur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 23:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[okul reddi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1430</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür? Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme bozulukları, okul başarısında düşüklükler, madde kullanımı, suça eğilim, kendine zarar verme biçimlerinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler görülmekteyse mutlaka bir çocuk psikiyatristden görüş alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
