<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<atom:link href="https://arzuerkan.net/category/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2023 12:13:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2023/04/cropped-AYK_9687-3-32x32.jpg</url>
	<title>Eğitim | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Günümüzde Depresyon ve Kaygı Artışı Neye Bağlı?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/gunumuzde-depresyon-ve-kaygi-artisi-neye-bagli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 12:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kendimle karşılaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://arzuerkan.net/?p=2845</guid>

					<description><![CDATA[Salgınla birlikte değişen hayat düzeni, ekonomik kriz, kadınlar, çocuklar, LGBTİ+lar, mülteciler, yaşlılar, engelliler vb  ‘kırılgan grupların’ eskisinden daha da fazla ayrımcılık ve hak ihlaline maruz bırakılmasına ve örselenmesine neden oldu. Ülkemizdeki ruhsal zorlanma ve bozukluklarının artışında İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılması sonrası kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, istismarın artması da etkili.  Uygulamaların kimi zaman tutarsız, keyfi ve değişken olması, insanların işlerini kaybetmesi, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıkları bozulacak koşullarda, geçersiz nedenlerle evde tutulması, kadına ve çocuğa yönelik ihmal ve şiddetin artması, eğitimin sekteye uğraması, yoksulluk, işsizlik gibi birçok nedenden dolayı toplumun büyük kesiminin ruh sağlığı olumsuz etkilendi. Kaygı bozukluğunun ve depresyonun artmasında insanların olağan tedavilerinin aksamasının da etkisi var. İnsanlar salgın nedeniyle hastaneye başvurmada çekindi ya da bu süreçte tedaviye ihtiyaçlarının olduğunu fark edemedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bizim ülkemizde depresyon ve anksiyete oldukça yaygın. Belirsizliğe tahammülsüzlük, kaygı bozukluklarında görülen yaygın bir durumken, pandeminin ve pandemi yönetimindeki yetersziliklerin getirdiği belirsizlikler, kaygı bozukluğu olmayan kimselerde de haliyle ciddi kaygıya neden oldu. Eve kapanma ve açılma dönemlerinde yaşanan güçlükler ve riskler, uygulamalardaki ani değişiklikler, bilgi kirlilikleri hepimizin psikolojisini olumsuz etkiledi. Tüm bunlar genetik yatkınlığı olanlarda ya da önceden/hâlihazırda ruhsal rahatsızlığı olanlarda depresyon, anksiyete bozukluklarını ortaya çıkardı/belirtileri kötüleştirdi. Bu artışta sadece hastalanma korkusunun etkili olduğunu söylemek yanlış olur. Salgınla birlikte değişen hayat düzeni, ekonomik kriz, kadınlar, çocuklar, LGBTİ+lar, mülteciler, yaşlılar, engelliler vb&nbsp;&nbsp;‘kırılgan grupların’ eskisinden daha da fazla ayrımcılık ve hak ihlaline maruz bırakılmasına ve örselenmesine neden oldu. Ülkemizdeki ruhsal zorlanma ve bozukluklarının artışında İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılması sonrası kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, istismarın artması da etkili.&nbsp;&nbsp;Uygulamaların kimi zaman tutarsız, keyfi ve değişken olması, insanların işlerini kaybetmesi, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıkları bozulacak koşullarda, geçersiz nedenlerle evde tutulması, kadına ve çocuğa yönelik ihmal ve şiddetin artması, eğitimin sekteye uğraması, yoksulluk, işsizlik gibi birçok nedenden dolayı toplumun büyük kesiminin ruh sağlığı olumsuz etkilendi. Kaygı bozukluğunun ve depresyonun artmasında insanların olağan tedavilerinin aksamasının da etkisi var. İnsanlar salgın nedeniyle hastaneye başvurmada çekindi ya da bu süreçte tedaviye ihtiyaçlarının olduğunu fark edemedi.</p>



<p>Kaygı bozukluklarında kişi tehdidi olduğundan daha büyük kendi baş etme kapasitesini de olduğundan daha yetersiz algılar. Oysa yaşadıklarımız, çoğumuzun olanları böyle yorumlamamıza yetti de arttı.&nbsp;&nbsp;Kaygı bozukluklarında bu belirsizliğe tahammülsüzlük durumu ve algılanan genel tehdidin yüksek olması, kaçınma ve işlevsel olmayan güvenlik sağlayıcı yöntemler uygulamalarına yol açar, kişilerin baş etme kapasitesini de düşürür. Depresyon biyolojik yatkınlık olduğunda, diğer hazırlayıcı ve tetikleyici etkenlerle ortaya çıkan bir tablo. Benzer zorlanmalar yaşayan herkes depresyona girmiyor. Ancak pandeminin çok uzun sürmesi ruhsal, sosyal, ekonomik, kültürel etkenler bir araya geldiğinde kaçınılmaz olarak depresif durumları arttırdı. Özellikle sağlık çalışanlarında ve hizmet sektöründe çalışan işçilerde tükenmişliği çok gördük. Bu süreçte panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, depresif bozukluklar, alkol-madde kullanım bozuklukları, ilişki sorunları yanı sıra kronik ruhsal rahatsızlıklarda alevlenmelere tanık olduk. Ruhsal destek sistemlerine gereksinim arttı. Sosyal destek sistemleri, ruh sağlığımız açısından çok önemli. Aksine kapanma dönemlerinde ve yaşam biçimlerimizin hayli değiştiği bu süreçte yalnızlaştık. İletişim kurma becerilerimiz ve sosyal reflekslerimiz zayıfladı. Birbirimizi gözetmeyi ve dayanışmayı ihmal etmemeliyiz. Kişiler kendilerinde işlevsellikleri bozacak bir tablo hissettiklerinde mutlaka bir psikiyatriste başvurmalı, yardım aramaktan kaçınmamalıyız. Tedavi gerektiren bir durum olup olmadığı bu şekilde anlaşılabilir. Tedavi ilaç tedavisi de olabilir psikoterapi de olabilir. Tüm bunlar uzman ve yetkin kişilerce uygulanabilir. Tedavi ve kontrollerin aksatılmaması da bir o kadar önemli. Okulların açık kalması, son derece yetersiz olan koşulların düzeltilmesi, örselenen çocukların tespit ve rehabilitasyonu ve eğitim hayatından kopan çocukların geri kazandırılmasına mutlaka öncelik verilmeli. &#8220;Kırılgan gruplara&#8221; yönelik eylem planları oluşturulmalı, rehabilitasyonları sağlanmalı. İstanbul Sözleşmesi gibi sözleşmelerin yürürlükte kalması ve işler olması için mücadele verilmeli.</p>



<p>Bunca olumsuzluğa karşın sosyal medyanın da gücüyle, toplumsal dayanışmanın ve sağlıklı bilgi ve hizmetlere erişimin de arttığını hatırlamakta yarar var. Ruh sağlığımızı koruyabilmek ve uygun yaklaşımlara erişebilmek için, kulaktan dolma bilgilerden ve kaygıyı, olumsuzluğu yaygınlaştıran paylaşımlardan uzak durmak çok önemli. Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Psikologlar Derneği gibi mesleki birliklerin Web siteleri ve sosyal medyadaki paylaşımları, toplumsal farkındalık, bilinçlenme ve yönlendirme için oldukça geniş bir arşive sahip.</p>



<p> Dr. Arzu Erkan</p>



<p>Psikiyatr, Psikoterapist, Yazar</p>



<p>İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Görevlisi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Bayramı</title>
		<link>https://arzuerkan.net/cumhuriyet-bayrami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2018 15:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1859</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı Rahmetli anneannem 1923 doğumluydu. Adı Mesude, annemin amcasının adı da Mesut&#8217;tu. Niye mi? Cumhuriyet kuruldu diye çok &#8220;mes&#8217;ut&#8221; olmuşlar da adlarını öyle koymuşlar. Anneannem ilkokul mezunuydu. Türkiye Haritası&#8217;nı, gözü kapalı birebir çizerdi. Çok zeki bir kadındı. Hazin hikayesi nedeniyle ilkokuldan sonrasını okuyamamıştı. Çocuk yaşta evlendirilmişti. Bunların acısını ömrü boyunca hissetti, hissettirdi. Çocukları ve torunlarının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Bayramı</strong></p>
<p>Rahmetli anneannem 1923 doğumluydu. Adı Mesude, annemin amcasının adı da Mesut&#8217;tu. Niye mi? Cumhuriyet kuruldu diye çok &#8220;mes&#8217;ut&#8221; olmuşlar da adlarını öyle koymuşlar.</p>
<p>Anneannem ilkokul mezunuydu. Türkiye Haritası&#8217;nı, gözü kapalı birebir çizerdi. Çok zeki bir kadındı. Hazin hikayesi nedeniyle ilkokuldan sonrasını okuyamamıştı. Çocuk yaşta evlendirilmişti. Bunların acısını ömrü boyunca hissetti, hissettirdi. Çocukları ve torunlarının &#8220;okuması&#8221;, &#8220;iyi yerlere gelmesi&#8221;, &#8220;aydın olması&#8221;, ülkesi için yararlı olması onun için her şeyden önemliydi. Bu uğurda her şeyi yaptı.</p>
<p>Kendi dar görüşlü tarafları da dahil olmak üzere, bağnazlığa karşı verdiği çetin mücadele ve kızların yolunun açılması için verdiği emekleri ömrüm boyunca unutmayacağım.</p>
<p>Dini vecibelere çok önem verirdi. Çok küçük yaşta bana pek çok duayı ezberletmiş, 11 yaşımdayken otuz günde bana Kuran&#8217;ı hatmettirmiş, evde düzenlenen görkemli hatim duasında hediye olarak koluma altın bilezik takmıştı:)</p>
<p>Hem dindar hem de Cumhuriyetçi idi. Atatürk&#8217;ü ondan dinlemeliydiniz.</p>
<p>5 yaşımdayken bana, Cumhuriyet Bayramı&#8217;na özel, beyaz fistoları olan, kırmızı bir etek- yelek-şapka takım dikmişti. Çıldırmıştım bitmesini beklerken heyecandan, sabırsızlıktan, giydiğim günse sevinçten. Bir uğraşı günlere yaymayı, heyecanımı tırmandırmayı, o günü özel kılmayı iyi bilirdi. 35 yıl geçti bugün gibi hatırlarım. İplikçi Camii&#8217;nin karşısında, Güvendik Pastahanesi&#8217;nin önündeki kaldırımda izlediğim geçit törenindeki coşku ve heyecanıma sarılı bir şekilde durur hala kırmızı kostümüm. Kim üşenmeden henüz anaokuluna gitmeyen, bayramdan törenden bihaber evde oturan, 5 yaşındaki torununa bir bayramın coşkusunu aşılar, sırf kenardan izleyip alkışlayacak diye günlerce uğraşarak kostüm diker ki? Ve bunu niye yapar?</p>
<p>Ailemin tüm fertleri ve bizleri yetiştiren öğretmenlerime, bizlere Cumhuriyet&#8217;in önemini ve değerini kavrattıkları için şükran duyuyorum.</p>
<p>Cumhuriyeti kuran, bu uğurda emek veren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyorum. Onlara çok şey borçluyuz.</p>
<p>Binlerce şükür ki düşünen, çalışan, üreten, kendi ayakları üzerinde durabilen, hür bir kadınım. Mesude Anneanne, Mesut Dede çoktan öldüler. SEN ÇOK YAŞA CUMHURİYET!</p>
<p>Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce</p>
<p>2018/İzmir</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Kaygısı Nasıl Yönetilir?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/sinav-kaygisi-nasil-yonetilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 19:01:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1533</guid>

					<description><![CDATA[Sınav Kaygısı Nasıl Yönetilir? Belli düzeyde yaşanan stresin faydalı olduğunu savunan Psikiyatr Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce, Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı&#8217;na (YKS) girecek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Milyonlarca aday, üniversite hayalini gerçekleştirmek için haftasonu Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek. Bütün bir yılın emeğinin birkaç saat içinde test edildiği sınava sayılı saatler kaldı. Doğal olarak adayların stres [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Sınav Kaygısı Nasıl Yönetilir?</h1>
<p>Belli düzeyde yaşanan stresin faydalı olduğunu savunan Psikiyatr Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce, Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı&#8217;na (YKS) girecek öğrencilere tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Milyonlarca aday, üniversite hayalini gerçekleştirmek için haftasonu Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek. Bütün bir yılın emeğinin birkaç saat içinde test edildiği sınava sayılı saatler kaldı. Doğal olarak adayların stres ve heyecanı da giderek artıyor. Sınav öncesinde ve sınav esnasında yaşanabilecek olumsuzluklara karşı adaylara tavsiyelerde bulunan Psikiyatr Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce, belli bir aşamaya kadar yaşanan stresin yararlı olduğunu dile getirdi.</p>
<h2><strong> SINAV ÖNCESİ TAVSİYELER</strong></h2>
<p>Sınav öncesinde yapılan yeme, içme ve uyku değişikliklerinin genelde olumsuz sonuç verdiğini belirten Yüce, belli düzeyde yaşanan stresin motive edici olduğunu söyledi ve sınav öncesi yaşanabilecek olumsuzlukları en aza indirebilmek için şu tavsiyeleri verdi: “Stres yapmamalıyım diye kendini şartlandırmak en büyük stres kaynaklarından biri olabiliyor. O yüzden belli düzeyde stresin motive edici, odaklanmayı arttırıcı ve hedefe yaklaştırıcı olduğunu bilmekte fayda var. Sınav öncesi son günlerde, yeni bilgiler öğrenmeye çalışmak yerine bilinen konuları tekrar etmek daha yararlı oluyor. Tempoyu yükseltmek yerine son günlerde dinlendirici aktiviteleri tercih etmek gerekiyor. Sınav öncesi sağlıklı uykuya ulaşmak da her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu noktada gençler sınav öncesi uykusuzluk sorunuyla karşılaşabilir. Uyuyamıyorsa, yatakta karikatür, dergi ya da kitap okumak gibi dinlendirici ve keyif verici etkinliklerle, dikkat sınav kaygısı yerine farklı odaklara kaydırılabilir. Başarısızlığa neden olan etkenler arasında sınav öncesi yapılan alışkanlık değişiklikleri görebiliyoruz. Bu yüzden gençlere, son günlerde kendi rutinlerini bozmadan sınava hazırlanmaları gerektiğini söyleyebilirim. Sınav öncesinde bilinmeyen yiyecekleri yemek, açık gıdalar tüketmek; besin alerjileri veya gıdaların tolere edilmemesi gibi durumlar yaratabiliyor. Bununla birlikte adayların sınava nerede gireceğine, nasıl ulaşılacağına dair bir iki gün öncesinden araştırma yapmalarında yarar var. Hangi araçla ne kadar sürede sınav yerine erişim sağlayacağını deneyimlemek, deneyimlemek adayları sınava daha hazır hissettirecektir. Gecikme telaşının da oldukça dikkat dağıtıcı olduğunu biliyoruz.”</p>
<h2><strong>FARKINDALIK EGZERZİSİ </strong></h2>
<p>Sınava girecek adaylara ‘kendimle yarışıyorum’ diye düşünmelerini öneren Erkan Yüce, sınav esnasında yoruldukları ve bilgileri hatırlayamadıkları takdirde zihinlerini açmalarını sağlayacak farkındalık egzersizini şöyle anlattı: “Sınav sırasında moral bozukluğu, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, bilgileri hatırlayamama ve kopmalar olabilir. Bu son derece olağandır. Bu esnada kalemi, kağıdı bırakmak ve gözlerini kapatarak derin nefes alıp vermek, burnunun bir deliğini kapatıp diğer deliğinden nefes alıp vermek, sonra diğer deliği kapatıp hareketi tekrarlamak ana odaklanmayı sağlar. Bu bir farkındalık egzersizidir. Kişiyi kendisine getirerek, kaygıdan uzaklaşmasını, dikkatini yeniden sınava yönlendirebilmesini sağlar. Bu uygulamadan sonra öğrenci sınava kaldığı yerden devam edebilir. Öğrenciler genelde Türkiye birincisiyle yarışıyormuş ve bütün soruları doğru cevaplaması gerekiyormuş gibi stres altına giriyor. Herkesin hedefleri ve kapasitesi aynı düzeyde değil. Dolayısıyla sınava bizi hedefimize götüren bir fırsat olarak bakmak ve ‘kendimle yarışıyorum’ diye düşünmek gerekir. Öğrencilere, deneme sınavlarındaki soru çözme alışkanlıklarını YKS’de devam ettirmelerini öneriyorum. Hangi alanda iyi olduklarını düşünüyorlarsa soruları çözmeye ondan başlasınlar. Alışkanlıklar bize güvende hissettirir ve bizi motive eder. Hem de sınava ısınmış olurlar.”</p>
<p>Ailelere de sınav sürecinde önemli görevler düştüğünü hatırlatan Erkan Yüce, “Genelde aileler de haklı olarak çok stresli ve kaygılı oluyorlar ve çocukları motive etmek için farklı yöntemler izliyorlar. Çocukların stresini arttıracak nitelikte söylemler yerine, ‘Bu sınav senin kişilik değerini, kimliğini değil, sınav sırasındaki performansını ölçüyor. İyi ya da kötü ne sonuç olursa olsun biz senin yanındayız, beraberiz’ mesajı vermek daha iyi olur” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5>Röportaj: İnanç Ayar</h5>
<h6>Bu röportaj 29.06.2018 tarihinde Egetelgraf Gazetesi’nde yayımlanmıştır</h6>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-cocukluk-caginda-nasil-gorulur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 23:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[okul reddi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1430</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür? Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme bozulukları, okul başarısında düşüklükler, madde kullanımı, suça eğilim, kendine zarar verme biçimlerinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler görülmekteyse mutlaka bir çocuk psikiyatristden görüş alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yetki, yetkinlik, sınır ihlalleri</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-yetki-yetkinlik-sinir-ihlalleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı yasası]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<category><![CDATA[yetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1411</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: yYetki, yetkinlik, sınır ihlalleri Günümüzde depresyon oranlarındaki en önemli artış nedenlerinden biri de kişilerin yaşadıkları sorunların çözümü için doğru adreslere başvurmamaları, bir takım umut tacirleri tarafından suistimal edilmeleridir. Pek çok insan uygun tedavi ve yaklaşımlardan mahrum kalarak maddi ve manevi olarak kayıplar yaşamakta, erken tanı ve tedavi ile düzebilecek pek çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: </strong><strong>yYetki, yetkinlik, sınır ihlalleri </strong></p>
<p>Günümüzde depresyon oranlarındaki en önemli artış nedenlerinden biri de kişilerin yaşadıkları sorunların çözümü için doğru adreslere başvurmamaları, bir takım umut tacirleri tarafından suistimal edilmeleridir. Pek çok insan uygun tedavi ve yaklaşımlardan mahrum kalarak maddi ve manevi olarak kayıplar yaşamakta, erken tanı ve tedavi ile düzebilecek pek çok rahatsızlık, süreç içerisinde ilerlemekte ve yanına başka sorunlar eklenmektedir.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık; biyo-psiko-sosyal olarak tam bir iyilik halinde olmak olarak tanımlanmaktadır. Ortaya çıkan hastalık durumlarında tanı mutlaka hekim tarafından konur ve tedavi bütün tıp branşlarında olduğu gibi hekimin sorumluluğunda bizzat kendisi ya da koordine ettiği sağlık ekibi tarafından uygulanır.</p>
<p>Bir yakınmanın ruhsal mı yoksa bedensel mi olduğu ancak iyi bir tıbbi öykü alma, tam bir fizik muayene ve özellikle de nörolojik muayeneden ve gerekli tetkiklerden sonra anlaşılabilir. Ruhsal hastalık tanısı da iyi bir tıbbi öykü alma ve ruhsal muayeneyi takiben konulabilir. Bu nedenle ruhsal hastalığı olan kişilerin muayene ve tedavi yetkisi ruh sağlığı alanında psikiyatri hekimlerine verilmiştir.</p>
<p>Ülkemizde toplumun birçok kesiminde ruhsal sorunlarla uğraşan meslek gruplarının tanımlaması yeterince bilinmemektedir. Ruh sağlığı ile ilgili sorun yaşayan kişiler nereye başvuracakları hususunda kararsızlık yaşamaktadır.</p>
<p>Ruh sağlığı hizmeti bir ekip çalışması içerisinde yürütülmelidir. Ruh sağlığı alanında çalışan kişiler; psikiyatristler, pratisyen hekimler, aile hekimleri, psikolog, klinik psikolog, hemşire, psikiyatri hemşiresi, sosyal hizmet uzmanı ve psikolojik danışmanlardır. Bu meslekteki kişiler hasta yararına işbirliği içinde çalışırlar.</p>
<p>Bu meslek grupları dışında yetkinlik ve yetkileri olmayan pek çok kişi ve kurum tarafından ‘tedavi’ ‘terapi’ ‘danışmanlık’ adı altında yapılan uygulamalar kişilere ciddi zararlar verebilmektedir. Hekiminizin sizi psikoterapiniz için yönlendirdiği, ehliyeti ve yetkinliği konusunda emin olduğunuz adresler dışındaki kişi ve yöntemlerden uzak durunuz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yetersiz ve uygunsuz ilaç kullanımı</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-yetersiz-uygunsuz-ilac-kullanimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1409</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yetersiz ve uygunsuz ilaç kullanımı Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde Türkiye’deki antidepresan ilaç kullanımıyla ilgili açıkladığı verilere göre Türkiye’de, her 10 kişiden 1’inin antidepresan kullandığı gösterilmiştir. Bu yüksek oranlar; ruh sağlığı alanından olmayan hekimlerce düzenlenen reçeteler, eczane çalışanları tarafından önerilen ilaçlar,  ‘komşu tavsiyesi’ ile kullanılan ilaçlar ve bilinçsiz kullanım oranlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yetersiz ve uygunsuz ilaç kullanımı</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde Türkiye’deki antidepresan ilaç kullanımıyla ilgili açıkladığı verilere göre Türkiye’de, her 10 kişiden 1’inin antidepresan kullandığı gösterilmiştir. Bu yüksek oranlar; ruh sağlığı alanından olmayan hekimlerce düzenlenen reçeteler, eczane çalışanları tarafından önerilen ilaçlar,  ‘komşu tavsiyesi’ ile kullanılan ilaçlar ve bilinçsiz kullanım oranlarına da işaret etmektedir.</p>
<p>Tüm bunlar hastanelere yoğun başvuruları beraberinde getirmekte, günde 60-80 hasta muayene etmek zorunda kalan psikiyatri hekimlerini çaresiz ve mesleğini hakkıyla uygulayamaz durumda bırakmaktadır.</p>
<p>Günümüzde ruh sağlığı alanındaki sağlık hizmetleri gerektiği gibi uygulanamamaktadır. Kısa sürede yapılan hızlı değerlendirmeler ile başlanılan tedavilerde; yetersiz uyunç, ilaçların yeterli doz ve yeterli süre kullanılmaması, düzensiz kullanım, tedavinin erken sonlandırılması, hızlı değiştirilen tedaviler, sık doktor değişikliği ve kalıntı belirtilerin tedavi edilememesi riski vardır. Tüm bunlar depresyonun yineleme ve süreğenleşme riskini ve depresyon görülme sıklığını artırmaktadır.</p>
<p>Polikliniklerin yoğunluğu, hastane şartlarının getirdiği son derece kısıtlı sürelerle yapılmaya çalışılan psikiyatrik bakılarda kişilerin kendilerini yeterince ifade edememeleri, hastalıklarını ya da tedavinin gereklerini yeterince anlamamaları söz konusu olabilmektedir. Bu da hatalı ya da eksik bir tedavi sürecine neden olabilir.</p>
<p>Hastalara yeterli zaman ayırılamadığı günümüz koşulları, depresyon tedavisinin en önemli parçası olan psiko-eğitimin yeterli yapılamamasına neden olmaktadır. Kişiler ilaçları hatalı kullanmaya, ilaç yan etkileri ile baş edememeye, endişelenmeye, tedaviden uzaklaşmaya başlayabilirler. Bu süreç kişilerin yeterince sabredemeyip sık doktor değişikliği ve sık ilaç değişikliğine gitmelerine ve yeniden bir kısır döngünün içine girmelerine neden olabilmektedir.  Kimi zaman da kişiler belirtileri iyileştiği anda doktorlarına danışmadan ilacı erkenden bırakmalarına bağlı olarak belirtilerde tekrarlama ya da süreğenleşme ve tedaviye yanıtsızlık görülebilmektedir.</p>
<p>Her hastaya en az 20 dakikanın ayrıldığı poliklinik koşullarında psikiyatri hekimleri görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebileceklerdir. Sağlık Bakanlığı tarafından bu koşulların sağlanması hedeflenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: ilaç tedavisinden kaçınma, bağımlılık efsanesi antipsikiyatri akımları</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-ilac-tedavisinden-kacinma-bagimlilik-efsanesi-antipsikiyatri-akimlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:38:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[antipsikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1406</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: ilaç tedavisinden kaçınma, bağımlılık efsanesi anti-psikiyatri akımları Depresyon mutlaka psikiyatri hekimleri tarafından tanınması ve etkili biçimde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Genetik ve biyolojik yatkınlıklar da göz önüne alınarak ilaç ve veya psikoterapi yaklaşımları uygulanmalı, kişiye özgü tedavi planlanmalıdır. Oysa Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada depresyon hastalarının %49’unun hiç bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: ilaç tedavisinden kaçınma, bağımlılık efsanesi anti-psikiyatri akımları</strong></p>
<p>Depresyon mutlaka psikiyatri hekimleri tarafından tanınması ve etkili biçimde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Genetik ve biyolojik yatkınlıklar da göz önüne alınarak ilaç ve veya psikoterapi yaklaşımları uygulanmalı, kişiye özgü tedavi planlanmalıdır. Oysa Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada depresyon hastalarının %49’unun hiç bir tedavi görmediği, geriye kalan yüzde 51’in ise ancak %21’inin etkin tedavi gördüğü, geri kalanların ise tedavi edici niteliği olmayan yöntemlerle sağlıklarından oldukları gösterilmiştir. Bu da günümüzde depresyonun neden bu kadar arttığını açıklayan nedenlerden bir başkasıdır.</p>
<p>“İlaç endüstrisinin hekimlerle kol kola verdiği ve insanları istismar ettikleri, ilaç bağımlısı yapmayı hedefledikleri” şeklindeki söylentiler kişileri haklı olarak endişelendirmektedir. Her meslek grubunda kötü örnekler elbette vardır. Ancak insanların yetkin olmayan ağızlardan duydukları bu sözlere değil bilimsel verilere kulak vermesi gerekmektedir.</p>
<p>Psikiyatristlerin sadece ilaç yazdığı ve konuşma terapisi uygulamadıkları ya da psikoterapi için bir klinik psikolog işe işbirliği kurmadıkları yönündeki diğer efsaneler de kişilerin ruh sağlığı uzmanlarına başvurmaktan kaçınmalarına neden olmaktadır. Psikiyatri hekimleri tanı koyma, tetkik isteme, başka hekimlerden konsültasyon isteme ve ilaç tedavisi düzenleme gibi yetki ve yetkinliklerinin, yanı sıra psikoterapi de uygulayabilirler.</p>
<p>Psikiyatri ihtisasları sırasında aldıkları temel eğitimlere ek olarak pek çok psikiyatrist, bunun için ayrıca zaman ve bütçe ayırarak çeşitli kurslarla psikoterapi alanlarında kendilerini geliştirmeye devam etmektedirler. Ülkemiz benzer ölçekteki pek çok ülkeye kıyasla psikoterapi eğitimi alma olanakları açısından oldukça zengin kaynaklara sahiptir.</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği gönüllü eğiticileri, ülke genelinde psikoterapi uygulamalarını yaygınlaştırmak için, psikiyatri asistan ve uzmanlarına psikoterapi uygulama eğitimleri vermeye devam etmektedir. Psikoterapi uygulamayan psikiyatrlar ise hastalarının izlemlerini bir yandan sürdürürken, diğer yandan terapiler için hastalarını bu konuda yetkin bir klinik psikoloğa ya da tedavi ekiplerindeki bir psikoterapiste yönlendirebilirler.</p>
<p>Psikiyatri hekimi dışındaki ruh sağlığı çalışanlarının psikiyatrik hastalık teşhisi koyma ve tedavi düzenleme yetkileri yoktur. Ancak duyarlı ve bilgili psikologlar ya da psikoterapistler kendilerine başvuran olgularda depresyon olduğunu fark ettiklerinde kişileri psikiyatri hekimine yönlendirmekte ve tedavide işbirliği sağlamaktadırlar.</p>
<p>Antidepresan ilaç tedavilerinin “Etki göstermedikleri” ya da “Bağımlılık yaptıkları” da doktora başvurmaktan alıkoyan bir başka efsanedir. İlaç tedavisi bir kar zarar hesabı yapılarak muhakkak hasta yararına ise düzenlenir.</p>
<p>Tüm ilaçlar gibi antidepresanların da yan etkileri görülebilir ancak bilimsel olmayan yöntemlerden ya da tedavisiz kalmaktan çok daha güvenlidirler. &#8220;Mutluluk ilacı&#8221;, &#8220;Uyuşturucu&#8221;, &#8220;Unutturan haplar&#8221; değildirler. Bağımlılık yapmazlar. Bilimsel olarak yararlılıkları ispatlanmış, beynin kimyasal yapısındaki düzensizlikleri düzene koyan moleküllerdir.</p>
<p>Orta ve hafif depresyonda koşullar uygunsa ilaç tedavisi yerine etkinliği ispatlanmış psikoterapi yöntemleri ilaca yeğlenebilirse de hastanın psikoterapisini uygulayan terapist ile eş zamanlı olarak psikiyatristinin de kontrolünde olması şarttır. Unutmamalı ki etkili tedavi edilmeyen depresyonda ölümle sonuçlanan intihar oranları %15’tir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Etiketlenme Kaygısı ve Utanç</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-etiketlenme-kaygisi-utanc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:24:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[etiketlenme]]></category>
		<category><![CDATA[utanç]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1401</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Etiketlenme Kaygısı ve Utanç Etiketlenme kaygısı, psikiyatriye başvurmada gecikmelere neden olmaktadır. Depresyon bir ‘Karakter zayıflığı’ değildir. Hastalığı ‘İradi’ bir durum olarak görme ve ‘Kendi kendine yenmeye çalışma’, bu sırada ağır yeti yitimleri belirtilerde ağırlaşma sosyal kayıplara neden olabilmektedir. Kişilerin baş etme güçleri ne kadar iyi olursa olsun herkesin gücünün tükeneceği ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Etiketlenme Kaygısı ve Utanç</strong></p>
<p>Etiketlenme kaygısı, psikiyatriye başvurmada gecikmelere neden olmaktadır. Depresyon bir ‘Karakter zayıflığı’ değildir. Hastalığı ‘İradi’ bir durum olarak görme ve ‘Kendi kendine yenmeye çalışma’, bu sırada ağır yeti yitimleri belirtilerde ağırlaşma sosyal kayıplara neden olabilmektedir.</p>
<p>Kişilerin baş etme güçleri ne kadar iyi olursa olsun herkesin gücünün tükeneceği ve yardım alması gereken bir nokta vardır. Çaresizce bekleyip acı çekmek yerine, kendilerine haksızlık etmekten vazgeçip bir uzman görüşü almanın en doğal hakları olduğu kişilere, çocukluk yaşlarından itibaren öğretilmeli, model olunmalı.</p>
<p>Biz ruh sağlığı çalışanlarının da, eğitim sürecimizde yıllarca terapiler gördüğümüzü, meslektaşlarımızdan profesyonel destek aldığımızı, ruhsal rahatsızlıklar yaşarken gerekirse ilaç tedavisi kullandığımızı vurgulamam belki bu satırları okuyanlar için ferahlatıcı ve yüreklendirici olabilir (#depresyon #hadikonuşalım).</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yaş</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-yas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:10:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1393</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yaş Günümüzde sosyal bağların zayıflamasının depresyon riskini belirgin artırdığı bir başka kesim ise &#8220;Yaşlı nüfus&#8221;tur. Geriatride artık yetmişli yaşlar; &#8220;erken yaşlı&#8221; ya da &#8220;genç yaşlı&#8221; sınıflandırmasında yer alıyor. Bilim alanındaki ilerlemeler insan ömrünü epeyce uzattı. Bu yüz güldürücü gelişmeler her şeyde olduğu gibi beraberinde bedellerini de getirmekte gecikmedi. İnsan ömrünün uzaması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yaş</strong></p>
<p>Günümüzde sosyal bağların zayıflamasının depresyon riskini belirgin artırdığı bir başka kesim ise &#8220;Yaşlı nüfus&#8221;tur. Geriatride artık yetmişli yaşlar; &#8220;erken yaşlı&#8221; ya da &#8220;genç yaşlı&#8221; sınıflandırmasında yer alıyor.</p>
<p>Bilim alanındaki ilerlemeler insan ömrünü epeyce uzattı. Bu yüz güldürücü gelişmeler her şeyde olduğu gibi beraberinde bedellerini de getirmekte gecikmedi. İnsan ömrünün uzaması ve olumsuz yaşam koşullarına bağlı olarak bedensel hastalıkları daha fazla görmekteyiz. Eskiden erken yaşta ölümlere sebep olan hastalıkların tam tedavileri bulunmasa da hastalıklar ilaçlarla kısmen kontrol altına alınmakta ancak süreğenleşmektedir. Hem hastalıkların bedene verdiği hasarlara hem de bu hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak depresyon sıklığında artış gözlenmektedir.</p>
<p>Çalışma hayatından erkenden ayrılma, emeklilik, hayat arkadaşlarını, yakınlarını ve de akranlarını yitirmek, pek çok yeti yitimi, kayıp ve bedensel hastalıkla baş etmeye çalışmak, çok sayıda ilaç kullanımı, yalnızlık, hobilerden ve keyif verici etkinliklerden uzak kalmak depresyon için risk etkenleri arasında sayılabilir.</p>
<p>Günlük yaşamın koşturmacası sırasında ileri yaşlarına ekonomik, duygusal ve bedensel yatırımlar yapmayan, sosyal çevresi ile sağlıklı bağlar kurmayan, yeni bilgiler öğrenmeyi ve öğretmeyi, üretmeyi sürdürmeyen, sağlıklı beslenme ve sporu önemsemeyen, özetle &#8220;aktif yaşlanma&#8221; felsefesini benimsemeyen kişilerde ileriki yaşlarda depresyon görülme riski gitgide artmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık</title>
		<link>https://arzuerkan.net/hayvan-gibi-calistim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2016 08:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan gibi çalıştım]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[şema]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=896</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
