<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dikkat Eksikliği | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<atom:link href="https://arzuerkan.net/category/dikkat-eksikligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jan 2023 14:50:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2023/04/cropped-AYK_9687-3-32x32.jpg</url>
	<title>Dikkat Eksikliği | Psikiyatrist Arzu Erkan</title>
	<link>https://arzuerkan.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ERİŞKİN BİREYLERDE DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU VE YAKIN İLİŞKİLER</title>
		<link>https://arzuerkan.net/dehb-eriskin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2020 09:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[adhd]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[çift terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=2243</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="et_pb_section et_pb_section_0 et_section_regular" >
				
				
				
				
					<div class="et_pb_row et_pb_row_0">
								<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_0  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_0  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><h1><strong>ERİŞKİN BİREYLERDE DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU VE YAKIN İLİŞKİLER</strong></h1>
<p>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden nöro-gelişimsel bir bozukluktur. DEHB çocuklukta başlar ve olguların %65-70’inde erişkin yaşamda da görülür. DEHB, milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. DEHB tanılı yetişkinlerin %89-98’inin; duygu düzenleme, zaman yönetimi, organizasyon, güdülenme, yoğunlaşma ve öz disiplini kapsayan yürütücü işlevlerinde yetersizlikler olduğu düşünülmektedir. DEHB belirtilerinden dolayı yakın ilişkiler; iş, aile, eğitim yaşamı, bütçe yönetimi, sağlık, öz bakım, ebeveynlik, araç kullanma, yasalar ve topluma uyum gibi pek çok alanda önemli oranda yeti yitimi meydana gelir. DEHB tanısı olanların yaşamlarını ve ilişkilerini yeniden düzenleyebilmeleri için ilaçlarla birlikte psikoterapilere gereksinimleri vardır. DEHB sadece tanı alan kişinin değil birlikte yaşadığı kişiler, eş ve ailenin de sorumluluk alması gereken bir tablodur.</p>
<p>DEHB’li bireylerin ruhsal ve bedensel sağlıklarına gösterecekleri özen; ev ve iş yaşantılarını, kişiler arası ilişkilerini düzenlemeleri; yasalar ve topluma uyum konuları önemlidir.</p>
<h2><strong>DEHB tanılı bireylerin sorun yaşayabilecekleri alanlardan bazıları aşağıda belirtilmiştir. </strong></h2>
<ul>
<li>Dikkat ve odaklanma güçlüğü</li>
<li>Organizasyon ve planlama güçlüğü</li>
<li>Dikkat dağınıklığı ile baş etme</li>
<li>Anksiyete ve depresyon belirtileri ile baş etmekte güçlük</li>
<li>Kaytarma, erteleme ve kaçınma davranışları</li>
<li>Engellenmeye tahammülsüzlük</li>
<li>Öfke denetimi alanlarında sorunlar</li>
<li>Artmış kişiler arası ilişkiler sorunları</li>
<li>Artmış aile içi çatışmalar ve şiddet riski</li>
<li>Ev içi görev paylaşımlarında sorunlar</li>
<li>Ebeveyn sorumluluklarını yerine getirememe</li>
<li>Bireysel sorumluluklarını yerine getirememe</li>
<li>Sigara alkol madde sedatif &#8211; hipnotik uyarıcı kötüye kullanımında artış riski</li>
<li>Yeme, içme, öz bakımda yetersizlikler</li>
<li>Hareketsizlik, uykusuzluk, obezite, riski nedeniyle bağışıklıkta düşüş; ek hastalıklarda artış riski</li>
<li>Evden çalışma zorunda kalmanın getirdiği uyum sorunları</li>
<li>Bilgisayar ve telefona uzun süre geçirmenin getirdiği bağımlılık sorunları</li>
<li>Uyaran fazlalığı ortam değişikliği gereği çelinebilirlikte artış</li>
<li>Yatma kalkma saatlerinde aksama</li>
<li>Kişisel hijyene ve tedbirlere karantinaya izolasyona uymakta güçlük</li>
<li>Kurallara uyumsuzluk</li>
<li>Tedaviyi aksatma</li>
<li>Tedaviye erişim güçlükleri</li>
<li>Sosyal izolasyon nedeniyle yaşanacak güçlükler</li>
</ul>
<h2><strong>DEHB ve Yakın İlişkiler</strong></h2>
<p>DEHB belirtileri nedeniyle; birlikte yaşamın getirdiği yükümlülükler, ebeveynlik sorumlulukları, bir işte çalışma, para kazanma, para yönetimi, kişisel sağlığına dikkat etme, otomobil kullanma, cinsellik, öfke denetimi ve şiddet davranışı gibi alanlarda yaşanan sorunlar, ilişkide çatışmalara neden olur. DEHB olanların boşanma oranlarının iki kata kadar daha yüksek olduğu ve daha az kalıcı ilişkiler kurdukları gösterilmiştir. DEHB tanılı biri ile evlenen eşler sıklıkla evlilik uyumu; aile işlevselliği, iletişim, duygulanım, ilişkideki roller ve sorun çözme alanlarında sıkıntı yaşadıklarını bildirmişlerdir. DEHB tanılı eşlerin %92’sı, ev işleri, zaman yönetimi, çocuk bakımı ve iletişim alanlarında eşlerinin işlev bozukluğu olduğunu ve bunları kendilerinin telafi ettiğini belirtmektedir. DEHB tedavi edilene dek her iki eş de hayal kırıklıkları, engellenmeler ve özgüven sorunları ve tükenmişlik ile baş etmek zorunda kalır. Pandemi döneminde pek çok aile içi sorunlar ve aile içi şiddet olaylarının arttığı bilinmektedir. Bu nedenle bu dönemde ilişkilerde ciddi sorunlar gözleniyorsa, uzaktan terapi yöntemleri ile ilişki terapisi alınmasında yarar vardır.</p>
<p><strong><a href="http://arzuerkan.net/dikkat-eksikli-i-hiperaktivite-bozuklu-u-dehb/">DEHB</a>’li Yakını İseniz</strong></p>
<p>Covid-19 salgını ile mücadele ettiğimiz bu zor dönemlerde toplumdaki diğer bireyler gibi, DEHB’li olan bireylerin stres yükünün arttığı tahmin edilebilir. Stres dikkat, odaklanma, planlama ve düzenleme alanlarında bozulmalara neden olabilir. Hastalıkla ilgili bilgi sahibi olun. Yakınınızın düzenlemekte güçlük yaşadığı alanlarda işbirliği yapabilir ona yardımcı olabilirsiniz. Stres yükünü azaltmaya çalışın. Yakınları olarak sizler onlara nasıl yardımcı olabileceğinizi sorup, düzenli bir yaşam oluşturmasında yardımcı olabilirsiniz (Eğer kendisi düzenlemekte zorluk yaşıyorsa belli saatte uyanma, yemek yeme, ilaçlarını alma, belli saatte yatma, işleri sıraya koyma gibi rutinlerinde yardımcı olabilirsiniz.) İlişkinizde üstesinden gelemediğiniz ciddi sorunlar gözleniyorsa, uzaktan terapi yöntemleri ile ilişki terapisi almayı düşünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Dr. Arzu Erkan Yüce</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ol>
<li>American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed). (DSM-5®). Arlington; VA: American Psychiatric Publishing, 2013.</li>
<li>Barkley RA, Murphy KR, Fisher M. ADHD in Adults: What the Science says. New York: Guilford Press, 2008.</li>
<li>Pera G, Robin AL. Adult ADHD Focused Couple Therapy: Clinical Interventions, (1th ed). New York: Routledge, 2016.</li>
<li>Erkan Yuce A. Erişkinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapiler, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu El Kitabı içinde Editör: A. Şebnem Soysal Acar, Ankara: Nobel Kitabevi Ocak 2020.</li>
</ol>
<p><img decoding="async" class="wp-image-1132 aligncenter" src="http://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2017/09/Logo.Master.512-300x300.png" alt="psikiyatrist" width="100" height="100" srcset="https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2017/09/Logo.Master.512-300x300.png 300w, https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2017/09/Logo.Master.512-150x150.png 150w, https://arzuerkan.net/wp-content/uploads/2017/09/Logo.Master.512.png 512w" sizes="(max-width: 100px) 100vw, 100px" /></div>
			</div>
			</div>			
				
				
			</div>		
				
				
			</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 SALGININDA DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN  YETİŞKİN BİREYLER VE YAKINLARI İÇİN BİLGİLENDİRME</title>
		<link>https://arzuerkan.net/covid-19-salgin-dehb/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2020 09:29:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Telepsikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[adhd]]></category>
		<category><![CDATA[çift terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[online terapi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[teleterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Psikiyatri Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=2239</guid>

					<description><![CDATA[DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden nöro-gelişimsel bir bozukluktur. DEHB çocuklukta başlar ve olguların %65-70’inde erişkin yaşamda da görülür. DEHB, milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. DEHB tanılı yetişkinlerin %89-98’inin; duygu düzenleme, zaman yönetimi, organizasyon, güdülenme, yoğunlaşma ve öz disiplini kapsayan yürütücü işlevlerinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><strong>DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU</strong></h1>
<p>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden nöro-gelişimsel bir bozukluktur. DEHB çocuklukta başlar ve olguların %65-70’inde erişkin yaşamda da görülür. DEHB, milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. DEHB tanılı yetişkinlerin %89-98’inin; duygu düzenleme, zaman yönetimi, organizasyon, güdülenme, yoğunlaşma ve öz disiplini kapsayan yürütücü işlevlerinde yetersizlikler olduğu düşünülmektedir. DEHB belirtilerinden dolayı yakın ilişkiler; iş, aile, eğitim yaşamı, bütçe yönetimi, sağlık, öz bakım, ebeveynlik, araç kullanma, yasalar ve topluma uyum gibi pek çok alanda önemli oranda yeti yitimi meydana gelir. DEHB tanısı olanların yaşamlarını ve ilişkilerini yeniden düzenleyebilmeleri için ilaçlarla birlikte psikoterapilere gereksinimleri vardır. DEHB sadece tanı alan kişinin değil birlikte yaşadığı kişiler, eş ve ailenin de sorumluluk alması gereken bir tablodur.</p>
<p>Korona Virüs salgını ile mücadele ettiğimiz şu günlerde DEHB’li bireylerin ruhsal ve bedensel sağlıklarına gösterecekleri özen; ev ve iş yaşantılarını, kişiler arası ilişkilerini düzenlemeleri ve yasalar ve topluma uyum konuları daha da önem kazanmıştır.</p>
<h2><strong>DEHB tanılı bireylerin bu dönemde sorun yaşayabilecekleri alanlardan bazıları aşağıda belirtilmiştir. </strong></h2>
<ul>
<li>Dikkat ve odaklanma güçlüğü</li>
<li>Organizasyon ve planlama güçlüğü</li>
<li>Dikkat dağınıklığı ile baş etme</li>
<li>Anksiyete ve depresyon belirtileri ile baş etmekte güçlük</li>
<li>Kaytarma, erteleme ve kaçınma davranışları</li>
<li>Engellenmeye tahammülsüzlük</li>
<li>Öfke denetimi alanlarında sorunlar</li>
<li>Artmış kişiler arası ilişkiler sorunları</li>
<li>Artmış aile içi çatışmalar ve şiddet riski</li>
<li>Ev içi görev paylaşımlarında sorunlar</li>
<li>Ebeveyn sorumluluklarını yerine getirememe</li>
<li>Bireysel sorumluluklarını yerine getirememe</li>
<li>Sigara alkol madde sedatif &#8211; hipnotik uyarıcı kötüye kullanımında artış riski</li>
<li>Yeme, içme, öz bakımda yetersizlikler</li>
<li>Hareketsizlik, uykusuzluk, obezite, riski nedeniyle bağışıklıkta düşüş; ek hastalıklarda artış riski</li>
<li>Evden çalışma zorunda kalmanın getirdiği uyum sorunları</li>
<li>Bilgisayar ve telefona uzun süre geçirmenin getirdiği bağımlılık sorunları</li>
<li>Uyaran fazlalığı ortam değişikliği gereği çelinebilirlikte artış</li>
<li>Yatma kalkma saatlerinde aksama</li>
<li>Kişisel hijyene ve tedbirlere karantinaya izolasyona uymakta güçlük</li>
<li>Kurallara uyumsuzluk</li>
<li>Tedaviyi aksatma</li>
<li>Tedaviye erişim güçlükleri</li>
<li>Sosyal izolasyon nedeniyle yaşanacak güçlükler</li>
</ul>
<p><strong>COVID-19 SALGININDA DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN </strong></p>
<p><strong>YETİŞKİN BİREYLER VE YAKINLARI İÇİN BİLGİLENDİRME</strong></p>
<h2><strong>DEHB Olan Erişkinlerin COVİD-19’la Mücadelesini Destekleyecek Öneriler</strong></h2>
<p>Koronavirüsü salgını ve karantina süreci Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan</p>
<p>bireylerin sağlıklılarına gösterecekleri özen, ev ve iş, okul yaşantılarını, kişiler arası ilişkilerini</p>
<p>düzenleme ve karantina kurallarına uyum konularında zorluklar yaşamalarına neden olabilir.</p>
<p>Bu zorluklarla baş edebilmelerine yardımcı olabilmek için DEHB olan bireyler ve ailelerine yönelik öneriler, Türkiye Psikiyatri Derneği Erişkin DEHB Çalışma Birimi adına hazırlanmıştır.</p>
<ol>
<li>
<h3><strong> Virüsün bulaşma yollarını öğrenin.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Virüsü almamaya, etrafa yaymamaya çalışın. Uzmanların uyarılarını takip edin. Fiziksel</p>
<p>mesafe, el yıkama, hijyen ve evde kalma önerilerine uyun. İnternetten doğru el yıkama,</p>
<p>maske takma kuralları ile ilgili videoları <a href="https://www.youtube.com/watch?time_continue=13&amp;v=FY4YazgGQP8&amp;feature=emb_logo-">izleyin.</a></p>
<ol start="2">
<li>
<h3><strong> İlaçlarınızı almaya devam edin.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Şimdi işe, okula gitmeyecek olsanız ya da yarı zamanlı çalışacak olsanız bile, ilaçlarınızı her</p>
<p>gün almalısınız; çünkü <a href="http://arzuerkan.net/dikkat-eksikli-i-hiperaktivite-bozuklu-u-dehb/">DEHB</a> ilaçları sürekli alındığında yararlıdır. İlaçların düzensiz kullanımı</p>
<p>ya da bırakılması durumunda organize olamama, unutkanlık, odaklanamama, düzensizlik,</p>
<p>dağınıklık, salgınla ilgili önlemlere ve ilgili yönergeleri uygulayamama, dürtüsellik nedeni ile</p>
<p>sosyal izolasyon uyarılarını uygulayamama durumları görülebilir.</p>
<ol start="3">
<li>
<h3><strong> Psikiyatri hekiminiz ile temas halinde kalın.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Tedavinizi ve kontrollerinizi yapan hekiminiz ile düzenli görüşmelerinizi aksatmayın. Acil</p>
<p>durumlar dışında bu görüşmeler için tercihen telefon/ e-posta/ telepsikiyatri/ online</p>
<p>görüşme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Yeterli ilacınızın olduğuna emin olun ve ilaçlarınızı sizi</p>
<p>izleyen hekiminizle iletişim kurarak uzaktan görüşme sonrasında e-reçete olarak</p>
<p>yazdırabilirsiniz.</p>
<ol start="4">
<li>
<h3><strong> Günlük rutinleri koruyun ve gerekli olan yeni rutinler oluşturun.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Pandemi nedeniyle okulların kapanması, işten ayrılma, evden çalışma ya da işyerinin</p>
<p>kapanması gibi durumlar nedeniyle eğitim yaşamınızda, çalışma rutininizde ve aile</p>
<p>yaşantınızda değişikliler yaşıyor olabilirsiniz. Günü verimli kullanmak ve kendini meşgul</p>
<p>etmek için yeni düzenlemeler yapmanız gerekebilir. Rutinler önemlidir. Her zamanki rutininizi</p>
<p>korumaya ya da yeni durumunuza uygun yeni rutinler oluşturmaya çalışın (Yatma kalkma</p>
<p>saatlerinizin sabit olması, ev giysileri yerine günlük giysiler giymek, yeme içme mola</p>
<p>saatlerinizin belirli olması vb).</p>
<ol start="5">
<li>
<h3><strong> Güneş ışığı ve temiz hava alın, egzersiz yapın, sağlıklı beslenin ve düzenli uyuyun.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Hem fiziksel sağlığınız hem de DEHB belirtileriniz için egzersiz yararlı ve gereklidir,</p>
<p>odaklanmayı arttırır. Odayı havalandırmak, güneş ışığının içeri girmesini sağlamak, fiziksel</p>
<p>izolasyonu bozmadan bahçe ya da balkonda zaman geçirmek, düzenli hareket etmek yararlı</p>
<p>olacaktır. Sağlıklı uyku için TPD web sayfasında uyku ile <a href="https://www.psikiyatri.org.tr/TPDData/Uploads/files/UykuCOVID-18042020.pdf">ilgili</a> önerilerden yararlanabilirsiniz. DEHB aşırı ve hızlı yemeye neden olabileceğinden beslenmenize önem gösterin.</p>
<ol start="6">
<li>
<h3><strong> Çalışma alanınızı düzenleyin. </strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Evden çalışıyorsanız, iş için bir alan belirleyin. İster mutfak masasında, ister yatak odanızda,</p>
<p>sizin için neyin işe yaradığını belirleyin. Bu, çalışma sürecinde odaklanmanıza ve dikkatinizi</p>
<p>toplamanıza yardımcı olur. Evden çalışma kurumsal yapının ve iş arkadaşlarının desteğini</p>
<p>hissetmenizi engelleyebilir. İş odağınızın sürmesi için bir iş arkadaşı ya da yöneticinizle</p>
<p>düzenli bağlantı halinde kalın.</p>
<ol start="7">
<li>
<h3><strong> Evinizdeki dikkat dağıtıcı unsurları azaltın.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>İşinize odaklanmanız gereken zaman dilimlerinde, ev işlerine takılmamaya çalışın. Bir su</p>
<p>almak için mutfağa gittiğinizde kendinizi bulaşıkları yıkarken bulabilirsiniz. Bu dağılmaları</p>
<p>önlemek için bazı önlemler alabilirsiniz.</p>
<p>Kronometre ve hatırlatıcı kullanımı ile dikkatinizin çelinme riskini geciktirebilirsiniz. Dikkat</p>
<p>dağılmasını önlemek için; oturma düzenindeki değişiklikler (örneğin pencere önünde</p>
<p>oturmama, dikkat dağıtıcıları görüş açışından çıkarma), uygun aydınlatma ve gürültü için</p>
<p>yapılan değişiklikler (örneğin kulaklık kullanmak), iş ya da eğitimi verimli hale getirmek için</p>
<p>sık mola vererek, kısa ama etkin odaklanma süreleri sağlamak (“ara vermeliyim” kartları</p>
<p>oluşturmak, mola ve işe başlama zamanını hatırlatması için alarm ve kronometre kullanmak),</p>
<p>mobil telefonu uçuş moduna almak, televizyon, web tarayıcısı, dijital ileti bildirimlerini</p>
<p>çalışılan süre boyunca kapalı konuma almak, yapılabilecek bazı değişikliklerdendir.</p>
<ol start="8">
<li>
<h3><strong> Düzenli molalar verin.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Düzenli molalar vermek ve bunları planlamak günün akışını kolaylaştıracaktır. Kaç kez mola</p>
<p>vereceğinizi önceden planlayın ve bu zamanlara sadık kalın. Düzenli molalar, odaklanmanıza</p>
<p>ve dikkat dağıtıcı şeylerden kaçınmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<ol start="9">
<li>
<h3><strong> Odağınızı korumaya çalışın.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Verimsiz aşırı odaklanmalardan (hiperfokus) kaçının. Aşırı odaklanma DEHB’nin sık görülen</p>
<p>belirtilerindendir. Aşırı odaklandığınız bir etkinlik, daha önemli ve öncelikli bir başka işinizle</p>
<p>ilgili zaman ve enerji kaybına neden olabilir.</p>
<ol start="10">
<li>
<h3><strong> Zamanınızı yönetin.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>DEHB olan yetişkinler genellikle zaman yönetiminde güçlükler yaşarlar. Zamanı verimli</p>
<p>kullanmamak ya da açlık, tuvalet, uykusuzluk gibi bedensel ihtiyaçları fark edemeyecek kadar</p>
<p>yoğun çalışmak görülebilir. İkisi de üretken olmanın önünde bir engeldir. Telefonunuza ya da</p>
<p>saatinize zamanlayıcılar ayarlayın; bu düzenlemenin yardımı olur ve vücudunuza ihtiyaç</p>
<p>duyduğu mola vermek veya iş akışınıza bir projeden diğerine ihtiyaç duyulan geçiş için olanak</p>
<p>tanır.</p>
<ol start="11">
<li>
<h3><strong> Kişisel zamanınızı gözetin.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>İş ve kişisel zaman arasında sınırlara sahip olmayı unutmayın, evden çalışırken işler ve özel</p>
<p>yaşam birbirine kolay karışır. Bu nedenle, normalde 18.30&#8217;da iş bırakıyorsanız, dizüstü</p>
<p>bilgisayarınızı o saatte kapatın ve mesainizi bitirin. Çalışma alanınızdan uzaklaşarak başka bir</p>
<p>alanda dilediğini iş dışı bir etkinlikle uğraşabilir ya da dinlenebilirsiniz. Arkadaşlarınız ve</p>
<p>ailenizle sınırlar belirleyin. Onlara çalışma programınızı söyleyin ve o saatlerde sizinle</p>
<p>konuşmamalarını isteyin. Kapınıza rahatsız edilmek istemediğinizi belirten yazılar asabilir,</p>
<p>yanınıza uğrayabilecekleri, sizi arayabilecekleri saatleri belirtebilir, alarmlar kurabilirsiniz.</p>
<ol start="12">
<li>
<h3><strong> “Sosyal mesafe”nizi değil “fiziksel mesafe”nizi koruyun. Arkadaşlarınız ve aileleriniz ile </strong></h3>
</li>
</ol>
<h3><strong>zaman geçirin.</strong></h3>
<p>Sevdiklerinizle (güvenli bir mesafeden!) zaman geçirin. Sosyal etkileşime devam etmek,</p>
<p>sohbet etmek ve sosyal olarak topluma bağlı kalmak çok önemlidir. Evinizi ailenizle veya ev</p>
<p>arkadaşlarınızla paylaşıyorsanız, sohbet edebileceğiniz ve sosyal etkileşimleri</p>
<p>paylaşabileceğiniz bazı kişiler vardır; ancak yalnız yaşıyorsanız ve bu sosyal mesafeden</p>
<p>soyutlanmış hissediyorsanız, çeşitli uygulamalar ile canlı görüşmeler yapın, telefon edin</p>
<p>paylaşın. Benzer hisseden başkalarıyla konuşmak onların paylaşımlarını okumak ya da</p>
<p>dinlemek iyi gelebilir. Forumları inceleyebilir, destek gruplarına katılabilirsiniz.</p>
<ol start="13">
<li>
<h3><strong> Alkol, madde, sedatif, hipnotik, sigara kullanımınıza dikkat edin. </strong></h3>
</li>
</ol>
<p>DEHB ile alkol, madde ve sigara kullanımı arasında ilişki bulunmaktadır. Bu dönemde artan</p>
<p>gerginliğinizi azaltmak için alkol ve madde kullanımına başvurmanız sağlığınız için zararlıdır.</p>
<p>Sigara kullanımını azaltmak, mümkünse bırakmak için bir adım atabilirsiniz. Bu konuda daha</p>
<p>ayrıntılı bilgileri TPD web sayfasındaki önerilerde <a href="https://www.psikiyatri.org.tr/TPDData/Uploads/files/AlkolMaddeCOVID-16042020.pdf">bulabilirsiniz</a>.</p>
<ol start="14">
<li>
<h3><strong> Medya ve sosyal medya kullanımınızı sınırlandırın.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>COVID-19 pandemisine ilişkin haberleri ve sosyal medyayı takıntılı düzeyde takip etmeyin.</p>
<p>Etrafta süregiden tartışmaları gerektiğinden fazla dinlemek ve okumak çok zaman harcamaya</p>
<p>yol açabilir, doğru olmayan bilgilerin DEHB ile ilişkili sorunlarınıza yardımcı olmayacağı,</p>
<p>endişe ve korku üzerinden sizi işlevsiz bırakabileceği unutulmamalıdır.</p>
<h2><strong>DEHB Olan Birey ile Yaşayan Aileler İçin</strong></h2>
<ol>
<li>
<h3><strong> Birlikte yaşamı kolaylaştırın.</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>DEHB’ye bağlı empati güçlükleri ve inkar mekanizması nedeniyle bazı bireyler olayın</p>
<p>ciddiyetini anlamayabilirler. Alışkanlıklarını değiştirmesi güç olabilir. Önerileri, kuralları</p>
<p>uygulamayı reddedebilirler. Unutkanlık ikili ilişkiyi, ebeveyn çocuk ilişkisine çevirebilir.</p>
<p>Çiftler yapılacakları hatırlamak için iş bölümü ve planlar oluşturabilirler. “Ellerini yıka” yazan</p>
<p>yapışkan kağıtlar, hatırlatıcılar, yüzünüze dokunmamak için yüze bir bandana takılması</p>
<p>ağıza/burnuna dokunulmaması gerektiğini hatırlatacaktır. Evde arkadaşlarınızla yapacağınız</p>
<p>online grup sohbetleri evde kalınması gerektiği hallerde dışarı çıkılmasını engeller.</p>
<p>DEHB’li ebeveynler, çocuklarla zaman geçirme ve uzaktan eğitimi gibi görevlerine yardım</p>
<p>etmekte güçlük çekebilirler. Ebeveynler arası iş bölümleri yapılması işleri yoluna koymaya</p>
<p>yardımcı olacaktır.</p>
<ol start="2">
<li>
<h3><strong> DEHB’li yakını iseniz:</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>İçinden geçtiğimiz bu zor dönemlerde toplumdaki diğer bireyler gibi, DEHB olan bireylerin</p>
<p>stres yükünün arttığı tahmin edilebilir. Stres dikkat, odaklanma, planlama ve düzenleme</p>
<p>alanlarında bozulmalara neden olabilir. Hastalıkla ilgili bilgi sahibi olun. Yakınınızın</p>
<p>düzenlemekte güçlük yaşadığı alanlarda iş birliği yapabilir, ona yardımcı olabilirsiniz. Stres</p>
<p>yükünü azaltmaya çalışın. Yakınları olarak sizler onlara nasıl yardımcı olabileceğinizi sorup,</p>
<p>düzenli bir yaşam oluşturmasında yardımcı olabilirsiniz (eğer kendisi düzenlemekte zorluk</p>
<p>yaşıyorsa belli saatte uyanma, yemek yeme, ilaçlarını alma, belli saatte yatma, işleri sıraya</p>
<p>koyma gibi rutinlerinde yardımcı olabilirsiniz). İlişkinizde üstesinden gelemediğiniz ciddi</p>
<p>sorunlar gözleniyorsa, uzaktan terapi yöntemleri ile ilişki terapisi almayı düşünebilirsiniz.</p>
<ol start="3">
<li>
<h3><strong><a href="http://arzuerkan.net/dehb-eriskin/"> DEHB</a> ve yakın ilişkiler:</strong></h3>
</li>
</ol>
<p><a href="http://arzuerkan.net/dikkat-eksikli-i-hiperaktivite-bozuklu-u-dehb/">DEHB</a> belirtileri, sürekli olarak evde kalmak, birlikte yaşamın getirdiği yükümlülükler,</p>
<p>ebeveynlik sorumlulukları, kişisel sağlığına dikkat etme, öfke denetimi ve şiddet davranışı gibi</p>
<p>alanlarda eşler arasında ve çocuklarla çatışmalara neden olabilir. Pandemi döneminde aile içi</p>
<p>sorunların ve aile içi şiddet olaylarının arttığı bilinmektedir. Bu nedenle bu dönemde</p>
<p>ilişkilerde ciddi sorunlar gözleniyorsa, uzaktan terapi yöntemleri ile ilişki terapisi alınmasında</p>
<p>yarar vardır.</p>
<p><strong>Hazırlayan: </strong>Dr. Arzu Erkan Yüce</p>
<p><strong>Düzenleyen: </strong>Dr.Beng Semerci</p>
<p><strong>Yayına hazırlayanlar:</strong> Dr. Yunus Hacımusalar, Dr. Koray Başar</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed). (DSM-5®). Arlington; VA: American Psychiatric Publishing, 2013.</li>
<li>Barkley RA, Murphy KR, Fisher M. ADHD in Adults: What the Science says. New York: Guilford Press, 2008.</li>
<li><a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Asherson%20P%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=22377849">Asherson P</a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Akehurst%20R%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=22377849">Akehurst R</a>, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Kooij%20JJ%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=22377849">Kooij JJ</a>, et al. Under diagnosis of adult ADHD: cultural influences and societal burden. <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Asherson+underdiagnosis+of+adult+adhd+2012">J Atten Disord.</a>2012 Jul; 16(5 Suppl):20S-38S.</li>
<li>Hinshaw SP, Scheffler RM. The ADHD explosion: Myths, medication, money, and today&#8217;s push for performance. New York, NY, US: Oxford University Press, 2014.</li>
<li>Pera G, Robin AL. Adult ADHD Focused Couple Therapy: Clinical Interventions, (1th ed). New York: Routledge, 2016.</li>
<li><a href="https://www.psikiyatri.org.tr/2147/koronavirus-hastaligi-salgini-sirasinda-ruh-sagligi-ve-stresle-bas-etme">https://www.psikiyatri.org.tr/2147/koronavirus-hastaligi-salgini-sirasinda-ruh-sagligi-ve-stresle-bas-etme</a></li>
</ol>
<p>7. <a href="https://www2.hse.ie/wellbeing/mental-health/minding-your-mental-health-during-the-coronavirus-outbreak.html">https://www2.hse.ie/wellbeing/mental-health/minding-your-mental-health-during-the-coronavirus-outbreak.html</a></p>
<ol start="8">
<li>Türkiye Psikiyatri Derneği Erişkinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tanı ve</li>
</ol>
<p>Tedavi Kılavuzu (2018) Çalışma Birimleri Dizisi-No:23.</p>
<ol start="9">
<li>Erkan Yuce A. Erişkinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapiler, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu El Kitabı içinde Editör: A. Şebnem Soysal Acar, Ankara: Nobel Kitabevi Ocak 2020.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEPRESYON VE TEDAVİSİ HAKKINDA MİTLER VE GERÇEKLER</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-tedavisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 20:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[anti-psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[damgalama]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[mitler]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrsit]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[safsata]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yalan haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=2189</guid>

					<description><![CDATA[DEPRESYON VE TEDAVİSİ HAKKINDA MİTLER VE GERÇEKLER DEPRESYON Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 4.4’ü depresyonda! Yayınlanan rapora göre depresyon 322 milyon insanda görülüyor, en çok 60-64 yaş aralığını etkiliyor. Raporda Türkiye’de 3 milyonun üzerinde insan depresyonda! Son 10 yıl içerisinde depresyon tanısı %8.4 oranında artış gösterdi. Depresyon kadınlarda, %5.1 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><strong>DEPRESYON VE TEDAVİSİ HAKKINDA MİTLER VE GERÇEKLER</strong></h1>
<h2><strong>DEPRESYON</strong></h2>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 4.4’ü depresyonda! Yayınlanan rapora göre depresyon 322 milyon insanda görülüyor, en çok 60-64 yaş aralığını etkiliyor. Raporda Türkiye’de 3 milyonun üzerinde insan depresyonda! Son 10 yıl içerisinde depresyon tanısı %8.4 oranında artış gösterdi. Depresyon kadınlarda, %5.1 erkeklerde ise %3.6 oranında görülüyor. Bu rakamlara göre, dünyada her yirmi kişiden biri depresyon geçiriyor. Raporda 2015’te intihar ederek ölen kişi sayısı yaklaşık 800 bin kişi olarak belirtiliyor. Küresel ölçekte bakıldığına 15-19 yaş aralığındaki gençler arasındaki ikinci büyük ölüm nedeni, ne yazık ki intihardır!</p>
<p>Depresyon kişide önemli oranda yeti yitimine neden olan halk sağlığı sorunlarının başındadır. Depresyon, yeterince tedavi edilemediği zaman daha çok işlev ve işgücü kaybı, ailesel sorunlara yol açar, hastalığının şiddetinin ve tedavi maliyetinin gitgide artmasına hatta ölüme sebebiyet verebilir. DSÖ’ne göre; 2030’da depresyonun, gelişmekte olan toplumlarda yeti yitimine yol açan hastalıklar arasında ikinci sırada olacağı öngörülmektedir.<br />
&#8220;Depresyon&#8221; sözcüğü günlük dilde sıklıkla moral bozukluğunu, iyi hissetmeme halini tanımlamakta kullanılır. Major Depresyon ise yineleyen ve bazen süreğenleşen, yaşam boyu etkileri sıklıkla devam eden bir ruhsal rahatsızlıktır. Diğer tüm tıbbi rahatsızlıklar gibi bir hekim tarafından tanı konması ve tedavisinin düzenlenmesi gerekir.</p>
<p>İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. Diğer ruhsal rahatsızlıklarda olduğu gibi depresif bozukluk da pek çok etkenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkar. Depresyonun oluşumunu açıklayacak tek bir model bulunmaz. Depresyonda ailesel hastalık öyküsü ve genetik yatkınlık hastalığın ortaya çıkışına güçlü bir zemin hazırlasa da, genetik tek başına yeterli değildir. Günümüzde ruhsal rahatsızlıkların oluşumunu açıklamada gen çevre etkileşiminin rolüne vurgu yapılmakta, psikolojik ve sosyal stres etkenlerin depresyonda; hazırlayıcı, başlatıcı, kolaylaştırıcı, sürdürücü, yineleyici işlevlerinin olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Depresyon gelişmiş ülkelerde yeti yitimi açısından ilk sıradadır. İyi tedavi edilmemiş depresyon alkol ve madde kullanım sorunlarına, başka ruhsal hastalıklara da zemin hazırlamaktadır. Uzamış ve iyi tedavi edilmemiş depresyon bedensel hastalıklara da zemin hazırlamakta ve diyabet, kalp hastalıkları gibi bedensel hastalıkların gidişini kötüleştirip ölüm riskini arttırmaktadır.</p>
<h2><strong>Depresyon ve Tedavisi Hakkında Mitler ve Gerçekler</strong></h2>
<p>Depresyon mutlaka psikiyatri hekimleri tarafından tanınması ve etkili biçimde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Genetik ve biyolojik yatkınlıklar da göz önüne alınarak ilaç ve veya psikoterapi yaklaşımları uygulanmalı, kişiye özgü tedavi planlanmalıdır.</p>
<p>Hafif ve orta şiddetli depresyonlarda ve akut dönemde psikoterapilerin ilaç tedavisine eşdeğer etkinlikte olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Yine de ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğu durumlar vardır. Hekimliğin ilk kuralı ‘’önce zarar verme’’dir. Bir başka kural da ‘’Hastalık yoktur, hasta vardır’’ şeklindedir. Bir tedavi düzenleneceğinde yalnızca ilacın kişiye ne kadar yararlı olacağına bakmakla kalınmaz, ne kadar zarar vereceği yani bedeli de ölçülür. İlacı ilaçsızlıkla kıyaslamak değil, ilacın olası bedellerini hastalığı tedavi etmemenin bedelleri ile karşılaştırmak gerekir. Tedavi edilmemiş depresyonun ağır bedelleri olur, ölümle bile sonuçlanabilir. Her hastaya özel doz ve kullanım süresi belirlenir, duruma göre tedavi güncellenir. Yineleyici ve kronik doğada olmayan depresyonda genelde bu süre bir yılı geçmezken, kimi insanlarda ilaç tedavisini koruyucu dozda uzun yıllar kullanmak gerekebilir.</p>
<p>Son zamanlarda medya ve sosyal medyada çeşitli örneklerine sıkça rastladığımız “İlaç endüstrisinin hekimlerle kol kola verdiği ve insanları istismar ettikleri, ilaç bağımlısı yapmayı hedefledikleri” şeklindeki söylentiler kişileri haklı olarak endişelendirmektedir. Her meslek grubunda kötü örnekler elbette vardır. Ancak insanların yetkin olmayan ağızlardan duydukları bu sözlere değil bilimsel verilere kulak vermesi gerekir.</p>
<p>Tüm ilaçlar gibi antidepresanların da yan etkileri görülebilir ancak bilimsel olmayan yöntemlerden ya da tedavisiz kalmaktan çok daha güvenlidirler. &#8220;mutluluk ilacı&#8221;, &#8220;uyuşturucu&#8221;, &#8220;unutturan haplar&#8221; değildirler. Bağımlılık yapmazlar. Bilimsel olarak yararlılıkları ispatlanmış, beynin kimyasal yapısındaki düzensizlikleri düzene koyan moleküllerdir.</p>
<p>İlaç tedavisi görenlerde psikoterapi tedavinin önemli bir bileşenidir. Psikososyal zorlanmalar, içsel çatışmalar, kişiler arası sorunları ya da kişilik bozuklukları olan, ilaç tedavisine dirençli ve diğer yöntemlere yeterli yanıt alınamayan olgularda ileri BDT yöntemleri; Şema Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapileri seçenekleri değerlendirilmelidir. Psikoterapiler ile oldukça kalıcı düzelmeler sağlanabilir, yinelemeler önlenebilir, uzun dönemde hastalığın kişiye ve topluma maliyeti, ilaç kullanım gereksinimi azalabilir. Psikoterapiler, bireysel farkındalığı geliştirme, stresle başa çıkma, sorun çözme kapasitesini ve dayanıklılığı artırma, daha işlevsel bakış açılarını keşfetme, yaşam biçimlerini olumlu yönde değiştirme ve daha doyumlu ilişkiler yaşama konularında kişilere yeni beceriler kazandırır. Elbette hangi durumda hangi tedavinin seçileceğine hekim ve hasta duruma göre beraber karar vereceklerdir.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Etiketlenme kaygısı ve utanç</strong></h2>
<p>Etiketlenme kaygısı, psikiyatriye başvurmada gecikmelere neden olmaktadır. Depresyon bir ‘Karakter zayıflığı’ ‘güçsüzlük’ değildir. Hastalığı ‘İradi’ bir durum olarak görme ve ‘Kendi kendine yenmeye çalışma’, bu sırada ağır yeti yitimleri, belirtilerde ağırlaşma sosyal kayıplara neden olabilmektedir.</p>
<p>Kişilerin baş etme güçleri ne kadar iyi olursa olsun herkesin gücünün tükeneceği ve yardım alması gereken bir nokta vardır. Çaresizce bekleyip acı çekmek yerine, kendilerine haksızlık etmekten vazgeçip bir uzman görüşü almanın en doğal hakları olduğu kişilere, çocukluk yaşlarından itibaren öğretilmeli, model olunmalıdır.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Tedaviye ve psikoterapiye erişim güçlükleri</strong></h2>
<p>Dünyanın her yerinde psikoterapi uygulamalarına erişim güç, bekleme listeleri kalabalık ve tedavi -kesitsel olarak bakıldığında- maliyetlidir. Kısa sürede ve daha ekonomik çözüm beklentisi, var olan sağlık sisteminin koşulları hastayı da hekimi de ilaç tedavisi seçeneğine yönlendirebilmektedir. Uygun psikoterapötik girişimlere erişemeyen olgularda yineleme ve süreğenleşme riski vardır. Bu da günümüzde depresyon oranlarında artış olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hafif ve orta şiddetli depresyonlarda ve akut dönemde psikoterapi yöntemlerinin ilaç tedavisine eşdeğer etkinlikte olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir.</p>
<p>Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) bu konuda üzerinde en çok çalışma yapılan, etkinliği kanıta dayalı psikoterapi yöntemidir. Üstelik BDT yinelemeleri önlemede ilaç tedavisine üstünlük göstermektedir. İlaç tedavisi bırakıldıktan sonra depresyonun bir yıl içinde yineleme olasılığı %70 iken BDT sonrası yineleme olasılığı %30’lardadır.</p>
<p>Yine de ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğu durumlar vardır. İlaç tedavisi başlansa da psikoterapi tüm ruhsal rahatsızlıkların tedavisinin olmazsa olmazıdır. Özellikle psikososyal zorlanmalar, içsel çatışmalar, kişiler arası sorunları ya da kişilik bozuklukları olan, ilaç tedavisine dirençli ve diğer yöntemlere yeterli yanıt alınamayan olgularda ise Şema Terapi seçeneği mutlaka değerlendirilmelidir.</p>
<p>Psikoterapiler ile kalıcı düzelmeler sağlanabilir, yinelemeler önlenebilir, uzun dönemde hastalığın kişiye ve topluma maliyeti, ilaç kullanım gereksinimi azalabilir. Psikoterapi süreci; bireysel farkındalığı geliştirme, stresle başa çıkma, sorun çözme kapasitesini ve dayanıklılığı artırma, daha işlevsel bakış açılarını keşfetme, yaşam biçimlerini olumlu yönde değiştirme ve daha doyumlu ilişkiler yaşama konularında kişilere yeni beceriler kazandırır. Elbette hangi durumda hangi tedavinin seçileceğine hekim ve hasta duruma göre beraber karar vereceklerdir.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: İlaç tedavisinden kaçınma, bağımlılık efsanesi anti-psikiyatri akımları</strong></h2>
<p>Depresyon mutlaka psikiyatri hekimleri tarafından tanınması ve etkili biçimde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Genetik ve biyolojik yatkınlıklar da göz önüne alınarak ilaç ve/veya psikoterapi yaklaşımları uygulanmalı, kişiye özgü tedavi planlanmalıdır. “İlaç endüstrisinin hekimlerle kol kola verdiği ve insanları istismar ettikleri, ilaç bağımlısı yapmayı hedefledikleri” şeklindeki söylentiler kişileri haklı olarak endişelendirmektedir. Her meslek grubunda kötü örnekler elbette vardır. Ancak insanların yetkin olmayan ağızlardan duydukları bu sözlere değil bilimsel verilere kulak vermesi gerekmektedir.</p>
<p>Psikiyatristlerin sadece ilaç yazdığı ve konuşma terapisi uygulamadıkları ya da psikoterapi için bir klinik psikolog işe işbirliği kurmadıkları yönündeki diğer efsaneler de kişilerin ruh sağlığı uzmanlarına başvurmaktan kaçınmalarına neden olmaktadır. Psikiyatri hekimleri tanı koyma, tetkik isteme, başka hekimlerden konsültasyon isteme ve ilaç tedavisi düzenleme gibi yetki ve yetkinliklerinin, yanı sıra psikoterapi de uygulayabilirler.</p>
<p>Psikiyatri ihtisasları sırasında aldıkları temel eğitimlere ek olarak pek çok psikiyatrist, bunun için ayrıca zaman ve bütçe ayırarak çeşitli eğitimlere katılmakta, psikoterapi alanında da güncel bilimsel gelişmeleri takip etmektedirler. Ülkemiz benzer ölçekteki pek çok ülkeye kıyasla psikoterapi eğitimi alma olanakları açısından oldukça zengin kaynaklara sahiptir.</p>
<p>Psikoterapi uygulamayan psikiyatrlar ise hastalarının izlemlerini bir yandan sürdürürken, diğer yandan terapiler için hastalarını bu konuda yetkin bir klinik psikoloğa ya da tedavi ekiplerindeki bir psikoterapiste yönlendirebilirler.</p>
<p>Psikiyatri hekimi dışındaki ruh sağlığı çalışanlarının psikiyatrik hastalık teşhisi koyma ve tedavi düzenleme yetkileri yoktur. Ancak psikologlar ya da psikoterapistler kendilerine başvuran olgularda depresyon olduğunu fark ettiklerinde kişileri psikiyatri hekimine yönlendirmekte ve tedavide işbirliği sağlamaktadırlar.</p>
<p>Antidepresanlar kaygıyı ve stresi de azaltma özellikleri ile sakinleştirici etkiler taşısalar da temel kullanım gerekçeleri depresyonu tedavi edici özellikleridir. Sakinleştirici olarak anılan ilaçlar ise daha çok kısa sürelerle, acil durumlarda krize müdahale için kullanılan, tedavi edici özelliği kısıtlı, bağımlılık riski yüksek olan ilaçlardır. Kaygı ve stres durumlarında doktor kontrolünde kullanımları son derece güvenlidir.</p>
<p>Antidepresan ilaç tedavilerinin “etki göstermedikleri” ya da “bağımlılık yaptıkları” da doktora başvurmaktan alıkoyan bir başka efsanedir. İlaç tedavisi bir kar zarar hesabı yapılarak muhakkak hasta yararına ise düzenlenir.</p>
<p>Tüm ilaçlar gibi antidepresanların da yan etkileri görülebilir ancak bilimsel olmayan yöntemlerden ya da tedavisiz kalmaktan çok daha güvenlidirler. &#8220;mutluluk ilacı&#8221;, &#8220;uyuşturucu&#8221;, &#8220;unutturan haplar&#8221; değildirler. Bağımlılık yapmazlar. Bilimsel olarak yararlılıkları ispatlanmış, beynin kimyasal yapısındaki düzensizlikleri düzene koyan moleküllerdir.</p>
<p>Orta ve hafif depresyonda koşullar uygunsa ilaç tedavisi yerine etkinliği ispatlanmış psikoterapi yöntemleri ilaca yeğlenebilirse de, ilaç gerektiren durumların ve tıbbi durumun yönetimi açısından hastanın psikoterapisini uygulayan terapist ile eş zamanlı olarak psikiyatristinin de kontrolünde olması şarttır. Unutmamalı ki etkili tedavi edilmeyen depresyonda ölümle sonuçlanan intihar oranları %15’tir.</p>
<h3><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Uygunsuz ilaç kullanımı</strong></h3>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde Türkiye’deki antidepresan ilaç kullanımıyla ilgili açıkladığı verilere göre Türkiye’de, her 10 kişiden 1’inin antidepresan kullandığı gösterilmiştir. Bu oranlara bir tercih değil; kimi zaman bir zorunluluk, kimi zaman bir sonuç olarak bakmak gerekir. Depresyon oranlarında artış varsa, tedavi oranlarında da artış olması olağandır. Psikoterapilerdense çoğunlukla ilaçlar tercih edilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi; dünyanın her yerinde psikoterapi uygulamalarına erişimin güç, bekleme listelerinin kalabalık ve tedavinin -kesitsel olarak bakıldığında- maliyetli olmasıdır. Kısa sürede ve daha ekonomik çözüm beklentisi, var olan sağlık sisteminin koşulları hastayı da hekimi de ilaç tedavisi seçeneğine yönlendirebilmektedir. Ancak uygun psikoterapötik girişimlere erişemeyen olgularda yineleme ve süreğenleşme riski vardır. Bu da günümüzde depresyon ve ilaç kullanım oranlarında artış olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Kişilerin ilaçların dozunu doktoruna danışmadan artırıp azaltmaları, ya da birden bire bırakmaları tedavide çok zorlayıcı olmaktadır. Ne iyi geldi? Ne yan etki yaptı? İlaç yeterli süre kullanıldı ve işe yaramadı mı, yoksa erkenden mi vazgeçildi? İlacın ilk zamanlar olabilen yan etkileri mi tolere edilemedi? Sabredilseydi işe yarayacak olan bir ilaç gözden çıkarılmış mı oldu? İlaç vakitsizce ve uygunsuz biçimde bırakılınca “çekilme sendromu” mu yaptı? Bunları anlamak ve tedaviyi yeniden şekillendirmek zorlaşır. Bu karmaşa sırasında hastada umutsuzluğa ve tedaviden uzaklaşmaya neden olabilir. Ya da hekim bir an önce yardımcı olma gayreti ile daha fazla ilacı devreye sokmak zorunda kalabilir. Üstelik uygunsuz biçimde bırakılan bir tedavi yeniden başlandığında işe yaramayabileceği gibi, tedavi edilmemiş depresyonlar ilerleyen yıllarda yeniden depresyon yaşanması riskini ya da tedaviye yanıt alamama riskini artırır.</p>
<p>Tedaviye ihtiyacın artmasının yanı sıra; ilaçların “komşu tedavisi” ile uygunsuz biçimde alınması, hekim olmayanların ilaç önermeleri ya da psikiyatr olmayan diğer doktorlar tarafından ilaçların bilinçsizce reçetelenmesi, hastanelerdeki yoğunluktan dolayı sağlıklı bilgiye erişimsizlik, gereğinden uzun süreli ilaç kullanma, bilinçsiz kullanıma bağlı yan etkiler ya da acelecilik nedeniyle sık ilaç değiştirilmesi gibi nedenlerle antidepresan tüketimi ya da satışları yüksektir. Üstelik sadece depresyonda değil pek çok başka ruhsal ya da bedensel hastalıklarda da bir takım etki ve yan etkilerinden faydalanan başka branş hekimleri de antidepresan reçetelediğinden bu da ilaç kullanım oranlarını artırmaktadır.</p>
<p>Tüm bunlar hastanelere yoğun başvuruları beraberinde getirmekte, günde 60-80 hasta muayene etmek zorunda kalan psikiyatri hekimlerini çaresiz ve mesleğini hakkıyla uygulayamaz durumda bırakmaktadır.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yetersiz muayene süreleri</strong></h2>
<p>Günümüzde ruh sağlığı alanındaki sağlık hizmetleri gerektiği gibi uygulanamamaktadır. Kısa sürede yapılan hızlı değerlendirmeler ile başlanılan tedavilerde; yetersiz tedavi uyumu, ilaçların yeterli doz ve yeterli süre kullanılmaması, düzensiz kullanım, tedavinin erken sonlandırılması, hızlı değiştirilen tedaviler, sık doktor değişikliği ve kalıntı belirtilerin tedavi edilememesi riski vardır. Tüm bunlar depresyonun yineleme ve süreğenleşme riskini ve depresyon görülme sıklığını artırmaktadır.</p>
<p>Polikliniklerin yoğunluğu, hastane şartlarının getirdiği son derece kısıtlı sürelerle yapılmaya çalışılan psikiyatrik bakılarda kişilerin kendilerini yeterince ifade edememeleri, hastalıklarını ya da tedavinin gereklerini yeterince anlamamaları söz konusu olabilmektedir. Bu da hatalı ya da eksik bir tedavi sürecine neden olabilir.</p>
<p>Hastalara yeterli zaman ayırılamadığı günümüz koşulları, depresyon tedavisinin en önemli parçası olan psiko-eğitimin yeterli yapılamamasına neden olmaktadır. Kişiler ilaçları hatalı kullanmaya, ilaç yan etkileri ile baş edememeye, endişelenmeye, tedaviden uzaklaşmaya başlayabilirler. Bu süreç kişilerin yeterince sabredemeyip sık doktor değişikliği ve sık ilaç değişikliğine gitmelerine ve yeniden bir kısır döngünün içine girmelerine neden olabilmektedir. Kimi zaman da kişiler belirtileri iyileştiği anda doktorlarına danışmadan ilacı erkenden bırakmalarına bağlı olarak belirtilerde tekrarlama ya da süreğenleşme ve tedaviye yanıtsızlık görülebilmektedir.</p>
<p>Her hastaya en az 20 dakikanın ayrıldığı poliklinik koşullarında psikiyatri hekimleri görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebileceklerdir. Sağlık politikaları asgari olarak bu koşulların sağlanmasını hedeflemelidir.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: yetki, yetkinlik, sınır ihlalleri</strong></h2>
<p>Günümüzde depresyon oranlarındaki en önemli artış nedenlerinden biri de kişilerin yaşadıkları sorunların çözümü için doğru adreslere başvurmamaları, bir takım umut tacirleri tarafından suistimal edilmeleridir. Pek çok insan uygun tedavi ve yaklaşımlardan mahrum kalarak maddi ve manevi olarak kayıplar yaşamakta, erken tanı ve tedavi ile düzebilecek pek çok rahatsızlık, süreç içerisinde ilerlemekte ve yanına başka sorunlar eklenmektedir.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık; biyo-psiko-sosyal olarak tam bir iyilik halinde olmak olarak tanımlanmaktadır. Ortaya çıkan hastalık durumlarında tanı mutlaka hekim tarafından konur ve tedavi bütün tıp branşlarında olduğu gibi hekimin sorumluluğunda bizzat kendisi ya da koordine ettiği sağlık ekibi tarafından uygulanır.</p>
<p>Bir yakınmanın ruhsal mı yoksa bedensel mi olduğu ancak iyi bir tıbbi öykü alma, tam bir fizik muayene ve özellikle de nörolojik muayeneden ve gerekli tetkiklerden sonra anlaşılabilir. Ruhsal hastalık tanısı da iyi bir tıbbi öykü alma ve ruhsal muayeneyi takiben konulabilir. Bu nedenle ruhsal hastalığı olan kişilerin muayene ve tedavi yetkisi ruh sağlığı alanında psikiyatri hekimlerine verilmiştir.</p>
<p>Ülkemizde toplumun birçok kesiminde ruhsal sorunlarla uğraşan meslek gruplarının&nbsp;tanımlaması&nbsp;yeterince bilinmemektedir. Ruh sağlığı ile ilgili sorun yaşayan kişiler nereye başvuracakları hususunda kararsızlık yaşamaktadır.</p>
<p>Ruh sağlığı hizmeti bir ekip çalışması içerisinde yürütülmelidir. Ruh sağlığı alanında çalışan kişiler; psikiyatristler, pratisyen hekimler, aile hekimleri, psikolog, klinik psikolog, hemşire, psikiyatri hemşiresi, sosyal hizmet uzmanı ve psikolojik danışmanlardır. Bu meslekteki kişiler hasta yararına işbirliği içinde çalışırlar.</p>
<p>Bu meslek grupları dışında yetkinlik ve yetkileri olmayan pek çok kişi ve kurum tarafından ‘tedavi’ ‘terapi’ ‘danışmanlık’ adı altında yapılan uygulamalar kişilere ciddi zararlar verebilmektedir.</p>
<h2><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Koruyucu ruh sağlığı yaklaşımlarındaki yetersizlikler</strong></h2>
<p>Koruyucu ruh sağlığı yaklaşımlarındaki yetersizlikler ve bilgilendirme eksiklikleri, erken müdahalelerle önlenebilecek olan sağlık sorunlarının çığ gibi büyümesine neden olmaktadır.</p>
<p>Tüm ruh sağlığı çalışanlarının bilimsel verilere dayalı olarak bilgi ve donanımlarını sürekli olarak güncellemeleri şarttır. Ayrıca günümüz teknolojisinin tüm olanaklarını kullanarak halkı stresle baş etme, ruhsal iyilik halini koruma ve ruhsal rahatsızlıkların belirtileri ve çözüm yolları konularında bilgilendirmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Ülkemizde bu alanda çalışan kişi, kurum ve derneklerin bir araya gelerek Ruh Sağlığı Yasası oluşması yönünde çalışmalar sürmektedir. Okul öncesi öğretmenlere, çocuk gelişim uzmanları başta olmak üzere tüm öğretmenlere ve özellikle rehberlik ve psikolojik danışmanlık görevi yapanlara bu konuda önemli görevler düşmektedir. Erken müdahale ve yönlendirmelerle sorunları bozukluk düzeyine ulaşmadan çözebilme fırsatı olan bu meslek gruplarının çalışmaları güçlendirilmeli ve bu uğurdaki projelerine destek verilmelidir.</p>
<p><strong>Arzu Erkan Yüce</strong></p>
<h3><strong>Kaynaklar ve Okuma Önerileri</strong></h3>
<p>Burns, D., (2005), İyi Hissetmek, İstanbul, PsikoNET yayınları.<br />
Türkçapar, M.H., (2018) Depresyon: Klinik uygulamada Bilişsel Davranışçı Terapi. İstanbul, Epsilon Yayınevi.<br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/24/depresyon-konusunda-bilmek-istedikleriniz">http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/24/depresyon-konusunda-bilmek-istedikleriniz</a><br />
<a href="http://psikiyatri.org.tr/uploadFiles/842017213359-depresyonbilgilendirme.pdf">http://psikiyatri.org.tr/uploadFiles/842017213359-depresyonbilgilendirme.pdf</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/6/ruh-sagligi-calisanlari-gorev-tanimlamasi">http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/6/ruh-sagligi-calisanlari-gorev-tanimlamasi</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/23/depresyon">http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/23/depresyon tedavisi</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/basin/407/tpd-51-upk-basin-toplantisi-intiharin-en-sik-gorulen-nedenlerinden-olan-depres">http://www.psikiyatri.org.tr/basin/407/tpd-51-upk-basin-toplantisi-intiharin-en-sik-gorulen-nedenlerinden-olan-depres</a><br />
<a href="http://psikiyatri.org.tr/basin/363/turkiye-psikiyatri-dernegi-10-eylul-dunya-intihari-onleme-gunu-basin-aciklamas">http://psikiyatri.org.tr/basin/363/turkiye-psikiyatri-dernegi-10-eylul-dunya-intihari-onleme-gunu-basin-aciklamas</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/2078/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gununde-avrupa-psikiyatri-birligi-aciklama-yapti">http://www.psikiyatri.org.tr/2078/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gununde-avrupa-psikiyatri-birligi-aciklama-yapti</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/2097/intihar-olaylari-uzerine-saglik-bakanligini-isbirligine-davet">http://www.psikiyatri.org.tr/2097/intihar-olaylari-uzerine-saglik-bakanligini-isbirligine-davet</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/publicationsFile/file/752019154832-ss.pdf">http://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/publicationsFile/file/752019154832-ss.pdf</a><br />
<a href="http://www.psikiyatri.org.tr/2090/intiharla-ilgili-haberler-ve-paylasilmasi">http://www.psikiyatri.org.tr/2090/intiharla-ilgili-haberler-ve-paylasilmasi</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-cocukluk-caginda-nasil-gorulur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 23:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[okul reddi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1430</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür? Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon çocukluk çağında nasıl görülür?</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika, yeme bozulukları, okul başarısında düşüklükler, madde kullanımı, suça eğilim, kendine zarar verme biçimlerinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler görülmekteyse mutlaka bir çocuk psikiyatristden görüş alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler</title>
		<link>https://arzuerkan.net/depresyon-sikligindaki-artis-nedenleri-arz-talepler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2018 22:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1399</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler Tüketim toplumunun sundukları ve talep ettikleri, sosyal medyada paylaşılan özendirici, albenisi yüksek paylaşımlar ve hız, özellikle gençlerin başını döndürmektedir. Henüz gerçeği değerlendirme yetileri ve yürütücü işlevleri tam gelişmemişken gençler, kendilerinden ve ailelerinden gerçekçi olmayan beklentilerin içine girmektedirler. Aileler de öyle&#8230; Herkes “Her şeyde en birinci” olmanın peşinde, nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler</strong></p>
<p>Tüketim toplumunun sundukları ve talep ettikleri, sosyal medyada paylaşılan özendirici, albenisi yüksek paylaşımlar ve hız, özellikle gençlerin başını döndürmektedir. Henüz gerçeği değerlendirme yetileri ve yürütücü işlevleri tam gelişmemişken gençler, kendilerinden ve ailelerinden gerçekçi olmayan beklentilerin içine girmektedirler. Aileler de öyle&#8230;</p>
<p>Herkes “Her şeyde en birinci” olmanın peşinde, nasıl olursa olsun, ama olsun! Günümüzde ağırlığını geçmişte hiç olmadığı kadar hissettiren başarı, mükemmeliyet ve skor odaklı tektipleştirici eğitim sistemleri, acımasız ve haksız rekabet koşulları, aşırı talepkar aile ve toplum yapısı, gençlerin oldukça bocalamalarına neden olmaktadır.</p>
<p>Özellikle gelişimsel farklılıkları olan, yaygın gelişimsel bozukluk, özgül öğrenme güçlüğü, disleksi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ya da üstün yetenekli çocuk ve gençlerin temel eğitimlere ek olarak tamamlayıcı eğitim desteklerine ve özel yaklaşımlara gereksinimleri vardır. Gelişimsel özelliklerine ve yeteneklerine bakılmaksızın, akranlarıyla benzer eğitimler alarak benzer performans gerçekleştirmelerinin beklenmesi, kariyer hedeflerine ulaşabilmek için akranlarıyla aynı sınavlara girmek zorunda kalmaları gibi nedenlerle çocuklarımız ağır depresyon ve anksiyete bozukluğu yaşayabilmektedirler. Eğitim hayatlarını yarıda bırakma, alkol madde kullanımı, dijital bağımlılık, yeme bozuklukları ya da intihar riski bu yaş grubunda depresyona sıklıkla eşlik etmektedir. Üstelik tüm bunlar erişkin yaşamdaki yineleyici ya da süreğen depresyonun habercisidirler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik sıkıntılar, ruh sağlığı sorunları yaşayanlar nereye başvurmalı?</title>
		<link>https://arzuerkan.net/psikolojik-sorunlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Oct 2017 22:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=1191</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="et_pb_section et_pb_section_1 et_section_regular" >
				
				
				
				
					<div class="et_pb_row et_pb_row_1">
								<div class="et_pb_column et_pb_column_4_4 et_pb_column_1  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_1  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><div class="kes-kopya-yapma">
<h1>Ruh Sağlığı Sorunları Olanlar Önce Kime Başvurmalı?</h1>
<p>Ülkemizde hekimlik yetkisi olmayan dolayısı ile psikiyatrik hastalıklara tanı koyma ve tedavi etme yeterliliği ve ehliyeti olmayan çeşitli meslek gruplarına üye birçok kişi istenmeyen sonuçlar doğuracak tanı ve tedavi uygulamalarına girişmekte, bu durum halk sağlığını tehdit etmektedir. Konu ile ilgili yasal düzenlemeler olmasına karşın yetersiz denetim, kimi basın yayın kuruluşlarının bu kişi ve kurumları sorumlu yayıncılık anlayışı ile bağdaşmadığını düşündüğümüz programlarla kamuoyuna tanıtmaları sorunun boyutlarını daha da büyütmektedir. Türkiye Psikiyatri Derneği bu konuda basını ve kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu hissetmektedir.</p>
<p>Ülkemizde, toplumun birçok kesiminde ruhsal sorunlarla uğraşan meslek gruplarının tanımlaması yeterince bilinmemektedir. Örneğin sıklıkla psikolog ya da psikiyatrist kavramları aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu kullanım ile aslında aldıkları eğitim olarak çok farklı olan iki grup birbirine karıştırılmaktır.</p>
<p>2006 yılında Gaziantep’te 500 kişi üzerinde yapılan bir araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılanların %56.6’sı psikologları konuşma yoluyla, psikiyatristleri ise ilaçla tedavi eden kimse olarak değerlendirmiştir.</p>
<p>Ruh ve sinir hastalıkları %89.2 oranında tedavi edilebilir bulunmuştur. M. Depresyon belirtilerinin tanımlandığı, ardından “bu durumda ne yaparsınız?” şeklindeki soruyu deneklerin %57’si “geçici bir durum olduğunu düşünür, hiçbir şey yapmam” diye yanıtlamıştır. Şizofreni belirtileri verilip, “bu durumdaki yakınınıza ne yaparsınız?” diye sorulduğunda, %51.8 oranında denek “Psikiyatriste götürürüm” cevabını vermiştir. Panik bozukluk belirtileri tanımlanıp, “bu durumda ne yaparsınız?” diye sorulduğunda deneklerin %57’si iç hastalıkları doktoruna gideceğini belirtmişti ve bu cevabı veren deneklere bir sonraki soruda “iç hastalıkları doktorunuz sizi psikiyatriste yönlendirirse ne yaparsınız” diye soruldu. Bu soruyu deneklerin %64.1’i “Psikiyatriste giderim” şeklinde cevaplarken, deneklerin %16’sı ise tekraren başka bir iç hastalıkları doktoruna gideceğini belirtmişlerdir.</p>
<h2>Ruh sağlığı ile ilgili sorun yaşayan kişiler nereye başvuracakları konusunda da kararsızlık yaşamaktadır. Ruh sağlığı hizmeti bir ekip çalışması içerisinde yürütülmelidir. Ruh sağlığı alanında çalışan kişiler şöyle sıralanabilir:</h2>
<p>Psikiyatri Hekimi</p>
<p>Pratisyen Hekim/Aile hekimi</p>
<p>Psikolog / Klinik Psikolog</p>
<p>Psikiyatri Hemşiresi</p>
<p>Sosyal Hizmet Uzmanı</p>
<p>Psikolojik Danışmanlar</p>
<h3>Psikiyatri Hekimi Kimdir?</h3>
<p>Ruhsal rahatsızlıkların tanınması, önlenmesi, tedavi edilmesi ve rehabilitasyonunda çalışan tıp fakültesi mezunu, psikiyatri uzmanlık eğitimini tamamlamış hekimdir. Psikiyatri hekimi, 6 yıllık Tıp fakültesinden mezun olmuş ve ondan sonra 4-6 yıl psikiyatri ihtisası yapmış uzman hekimdir. Aldığı tıp eğitimiyle insanın hem genel hastalıkları hakkında bilgi sahibi olan hem de ruhsal yapısını tanımlama ve gerektiğinde tedavi etme yetki, bilgi ve donanımına sahip olan kişidir. Psikiyatri hekimi klinik karar verici olarak ruh sağlığı ekibi içinde koordinasyonu sağlamaktadır. Psikiyatrik hizmetin kaliteli olarak verilebilmesi için başvuru, değerlendirme, tedavi, diğer birimlere yönlendirme ve tedaviyi sonlandırma, rehabilitasyon aşamaları tanımlanmıştır. Hastaya uygulanacak tedavinin planlanması ve yürütülen tedavinin değerlendirilmesi tamamıyla psikiyatri hekiminin sorumluluğundadır. Ruhsal sorunlarla ilgili her türlü teşhisi koymak, tedaviyi planlamak, ilaç ve diğer tedavi yöntemlerinin yanı sıra, uygun görülen psikoterapiyi uygulamak da tamamen psikiyatri uzmanlarının sorumluluğu ve yetkisi içindedir. Başka hiçbir meslek grubunun, bu uygulamaları bağımsız olarak yapma yetkisi yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Yasaları ile de bu yetki sadece psikiyatri hekimlerine verilmiştir.</p>
<p>Yukarıda sıralanan meslek grupları dışında kalan “Yaşam koçu, NLP uzmanı vb.” gibi isimlerle çalışanlar ruh sağlığı ekibi içerisinde yer almamaktadırlar.</p>
<p>Psikiyatri bir tıp dalıdır. Örneğin bir diğer  tıp dalı olan Nöroloji; epilepsi (sara), serebrovasküler olay (damarsal olaylara bağlı felç), parkinsonizm ve istemsiz hareketler, baş ağrıları, multipl skleroz, kas hastalıkları gibi alanlarda hizmet verir. Psikiyatrinin hizmet verdiği alanlar ise genel olarak:</p>
<p>Depresyon, Distimi, Adet Öncesi Gerginlik Sendromu, Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu (Panik Bozukluk, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Sosyal Fobi, Özgül Fobi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu), İki Uçlu Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk, Bipolar Bozukluk), Şizofreni, Psikotik Bozukluklar, Alkol- Madde-Kumar Bağımlılığı, Cinsel İşlev Bozuklukları, Kişilik Bozuklukları, Yeme Bozuklukları, Histeri-Konversiyon, Hipokondriazis, Psikosomatik Bozukluklar, Tikler, Yaşlılık Psikiyatrisi, Alzheimer, Demans (bunama), Uzun süren Yas, Dürtü Kontrol Bozuklukları, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu gibi alanlardır.</p>
<p>Ruh ve beden sağlığınız bir bütündür. Pek çok ruhsal belirti bedensel bir hastalığa, pek çok bedensel belirti de ruhsal bir hastalığa işaret edebilir. Bedensel rahatsızlıklar gibi ruhsal rahatsızlıkların tanısı da sadece hekimler tarafından konulabilir ve tedavisi hekim tarafından ya da hekim kontrolü altında yapılabilir. Psikiyatri uzmanları her türlü psikiyatrik uygulamaya ilişkin temel bilgi, beceri ve donanıma sahiptir. İleri uzmanlık incelemesi, araştırma ya da tedavi-müdahale gerektiren durumları ayırt edip, gerekli önlemleri alarak yönlendirme yapabilir. Her türlü ruhsal sorun ve yakınmanın öncelikle tıp eğitimi almış hekimlerce değerlendirilmesi gerekir, uygulanacak tedavi şekline sizinle birlikte sadece hekiminiz karar verebilir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğu ilaç tedavisi gibi biyolojik tedaviler ve/veya psikoterapi yöntemleri ile başarıyla tedavi edilebilmektedir. Psikoterapi de tıbbi bir müdahaledir, ancak psikiyatri hekiminiz tarafından veya onun yönlendirmesiyle belirli bir terapi konusunda eğitim ve yetkinliği olan bir klinik psikolog tarafından yapılabilir. Ruhsal durumunuza uygun olan tedavi şekline sizinle birlikte psikiyatri hekiminiz karar verir.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Mehme t YUMR U</strong><br />Türkiye Psikiyatri Derneği Bilimsel Toplantılar Sekreteri</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/7/ruh-sagligi-sorunlari-olanlar-once-kime-basvurmali">http://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/7/ruh-sagligi-sorunlari-olanlar-once-kime-basvurmali</a></p>
</div>


<p></p></div>
			</div>
			</div>			
				
				
			</div>		
				
				
			</div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık</title>
		<link>https://arzuerkan.net/hayvan-gibi-calistim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2016 08:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan gibi çalıştım]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[şema]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=896</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)</title>
		<link>https://arzuerkan.net/dikkat-eksikli-i-hiperaktivite-bozuklu-u-dehb/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2016 12:26:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=874</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili meslektaşım  Psikiyatrist Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) konusunda yararlı bilgiler aktarmış.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili meslektaşım  Psikiyatrist Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) konusunda yararlı bilgiler aktarmış.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uykuyu neden önemsiyorum</title>
		<link>https://arzuerkan.net/uyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzu Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2016 13:51:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://arzuerkan.net/?p=884</guid>

					<description><![CDATA[Uykuyu neden önemsiyorum Uyku neden bu kadar önemli?Uyumaz isek vücudumuzda neler olur?Uyku bozukluğu ne gibi hastalıklara yol açar?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Uykuyu neden önemsiyorum</h1>
<h5>Uyku neden bu kadar önemli?<br />Uyumaz isek vücudumuzda neler olur?<br />Uyku bozukluğu ne gibi hastalıklara yol açar?</h5>


<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
